Ulvi Saran: 15–18 yaş arasındaki failleri 'çocuk suçlu' etiketiyle genel suçlular kategorisinin dışına itmenin hiçbir gerçekçi temeli yok

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Eğer ceza hukuku 18 yaş altını bütünüyle çocuk kabul ediyorsa; 15–18 yaş grubunun 12 yaş altından farkı nedir? Neden 15–18 yaş arasındakiler suça sürüklenirken, 12 yaş altındakiler sürüklenmiyor? Oysa bu ayrımın varlığı bile, bu yaş aralığında suç işleme kapasitesini artıran biyolojik ve psikolojik dönüşümlerin kabul edildiğini gösteriyor.

Bilim ve teknoloji çağında; yapay zekâdan, nörobilimden ve davranış bilimlerinden yararlanan bir dünyada; bir ülkenin ceza hukuku sistemi, 18 yaş altını blok halinde çocuk sayarak; her gün onlarca can alan ve suç şebekelerini besleyen bu gerçekliği görmezden gelme hakkına sahip değildir. Bu yaklaşım, suç örgütlerine alan açmakta ve cezasızlık algısını derinleştirmektedir.

15–18 yaş arasındaki failleri ‘çocuk suçlu’ etiketiyle genel suçlular kategorisinin dışına itmenin hiçbir gerçekçi temeli yoktur. Aksine bu yaş grubu, sonraki yetişkin suçlu kitlesinin ‘fidanlığıdır’. İroniktir, ama bu bir gerçektir; nasıl iyi sporcular genç yaşta yetişiyorsa, profesyonel suçlular da bu evrede şekillenir.

İşte tam da bu nedenle, yeni nesil mafya ve organize suç yapıları, insan kaynağını en yoğun biçimde bu kaynaktan devşirir.

Bu nedenle ceza adaletinin, çocukluk kavramını yeniden tanımlayan ve sorumluluğu ‘fiilin ağırlığıyla birlikte ele alan’ yeni bir çerçeveye kavuşması; artık ertelenebilir bir tercih değil, zorunlu ve acil bir ihtiyaçtır.

Ulvi Saran’ın yazısı