Ülkeyi yönetenlerin kadına bakışı yönetilenden farklı olmayınca…

 

 


mert yildiz kelleMERT YILDIZ

mertyldz@gmail.com

Bugün dünya kadınlar günü.

Zor iş bizim toplumumuzda kadın olmak. Bir kere sırf toplumsal baskıdan ötürü maça 2-0 yenik başlıyorsunuz. Sizden lider olmanız değil, ev hanımı olmanız bekleniyor. Bu bizim kadın lider yetiştirememizle ilgilli değil. Kadını toplumda koyduğumuz yerle ilgili. Bugün bir Türk kadını kanser tedavisini bulsa, “Evli miymiş, kaç çocuğu varmış” diye sorarız. Çünkü bizim için kadının başarısı laboratuvarda veya sınıfta değil, evinde ölçülür.

Anamız sendromu

Aslında toplumumuzda kadına saygıda kusur etmeyiz. Ortalama bir Türk erkeğine ‘kadın’ derseniz hemen ‘Anamız’ diye başlar yüceltmeye. Çünkü ülkemizdeki tek kadın ‘ana’dır. Adamın eşine karşı hiçbir saygısı yoktur. Çünkü 25 yaşına kadar yanında yaşadığı, 30’unda evleneceği kadını seçen, 40’ında hala 40 günlük bebek muamelesi yapan bir anası vardır her Türk erkeğinin.

Biz ‘ev hanımı’ diye yüceltsek de ülkemizde kadının özgürlüğü evin duvarlarıyla sınırlıdır. Çalışmasına izin verilmez. Evden çıkması hoş karşılanmaz. Ama erkek ya da kadın hepimizi hayata bağlayan şey bir amaçtır. Evinde hapsolan kadını hayata bağlayan amacı, toplumda saygın bir yere gelmesinin anahtarı iyi bir erkek çocuk yetiştirmektir. Oğlu kadının tek amacı haline gelir. Kadın oğlu başarılı olsun da kendisi de takdir edilsin diye yaşar. Aslında gelinle kaynana arasındaki tedirginlik aynı aktif değerin (koca-oğul)  ilgisine olan rekabetten kaynaklanır.

Sonunda annesi tarafında sübvanse edilmiş, fanusta yetişen bu erkekler ergenliğe geçmeleri gerektiğinde sudan çıkmış balığa döner. Kendi ayakları üzerinde duramaz. Annesinden başka kadına saygı duyamaz. Olayı ekonomiye bağlamak isterseniz bu adamdan bir mucit, bir girişimci olmaz çünkü hayatında risk veya sorumluluk almamıştır.

Yanlış anlaşılmasın; toplumumuzdaki ‘annenin kutsal konumu’nu sorgulamıyorum. Tam tersine, ‘Kadının toplumdaki görevini bir sonraki nesil avcıları yetiştirmekle sınırlayarak onların kutsallığına balta vurmuş oluyoruz’ diyorum. Suç annelerimizin değil, onların maddi olarak bağımsız olmasını engelleyen, çalışmasını izin vermeyen kocalarının ve toplumun ilkel bakış açısının…

Tatlı dille erkeği Ortaçağ mantığından çıkaramıyorsunuz

AKP’nin ‘liberal görüşlü’ bakanları bile kadın istihdamına karşı çünkü yapılan anketler kadın istihdamını arttırmaya yönelik politikaların ‘Biz karılarımızı sokaklara salıp namuslarını kirleteceksiniz’ veya ‘Evdeki çocuğumu anasız bırakacaksınız’ diye algılandığını gösteriyor.

Bu noktada hükümetin acizliği ortaya çıkıyor. Kadın istihdamı bütün kadınların sokağa dökülmesi demek değil. Artık gelişmiş ülkelerde bile evden çalışmak yaygınlaşmışıken, ülkemizde ölmeye yüz tutmuş pek çok zanaat varken kadının evden çıkmadan işgücüne dahil olmasını sağlayabiliriz.

Dünya Bankası’nın araştırmaları kadınlara verilen mikro kredilerin ve sübvansiyonların ekonomiye geri dönüşünün çok daha etkin olduğunu gösteriyor. Adama 100 lira kredi veriyorsunuz gidip İddia oynuyor, bugün olmazsa yarın kaybediyor. Kadına veriyorsunuz ya altın alıyor tasarruflarını artırıyor ya çocuklarına bir şeyler alıyor ya da gidip Kuran kursuna yazılıp bir şeyler öğrenmeye çalışıyor. Sonuçta adama verilen para harcamaya giderken, kadına verilen para yatırıma dönüşüyor.

Hiçbir şey olmasa kadını kanunen erkekle aynı platforma koymanın bile olumlu getirileri var. IMF ve Dünya Bankası bünyesinde yapılan bir çalışma kadınlara eşit hak ve hukuk sağlandığı zaman bunun istihdama olumlu geri dönüşleri olduğunu gösteriyor.

Niyet olduktan sonra…

Özetle niyet olduktan sonra kadın istihdamını artıracak pek çok ekonomi politikası önerilebilir. Ama işte ülkeyi yönetenlerin kadınla ilgili vizyonu yönetilenden farklı olmayınca ortaya çözümsüzlük çıkıyor.

Yazıya kadın liderlerle başladım kadın liderlerle bitireyim. Yukarıda bahsi geçen makalede kadın liderlerin ülkedeki diğer kadınlara örnek olmasının pozitif etkisinden de bahsediliyor. Belki Halide Edip Adıvar, Sabiha Gökçen, Türkan Saylan gibi kadınlarımıza daha fazla değer verip isimlerini yaşatırsak bir gün birileri onlar gibi başarılı olmak isteyebilir. Belki ülkemizdeki başarılı olmuş işkadınları sadece eğitimli kesime değil, toplumdaki her kadına ilham olmak isterse onların başarısını elde etmek isteyen başka kadınlar çıkabilir.

Ama en önemlisi hükümet kadını bir emanet olarak değil, kendini kadına bir emanet olarak görürse toplumumuzda kadın hak ettiği yere gelebilir.