Uğur Kutay: 'İyi oldu öğrendiğim, dikkat edeyim de ağzımdan kaçmasın!' diye düşüneceğiniz tek dünya, 1984'ün dünyasıdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir stand-up komedyeni, ‘cariyesiyle evlenen padişah’ı “‘fuckbuddy’siyle evlenen padişah’  şeklinde andığı için, ‘müstehcen sözcükleri yaydığı’ ve ‘tarihi milli manevi değerlere hakaret ettiği’ suçlamasıyla gözaltına alındı.

(…)

Bu arada, İngilizce ‘fuckbuddy’ sözcüğünün ‘müstehcen sözcükler kategorisi’nde yer aldığını da öğrenmiş olduk. İşte böyle bir bilgiyi öğrenebileceğiniz, bununla da kalmayıp “Amanın! İyi oldu öğrendiğim, dikkat edeyim de ağzımdan kaçmasın!” diye düşüneceğiniz tek dünya, 1984’ün dünyasıdır.

Diyorlar ki, insanlar ikiye ayrılır: 1984’ün dünyasından korkanlar ve bundan artık korkmayanlar.

Ben ikinci kategorideyim. Muhaliflere, üniversite öğrencilerine, gerçeğin peşinde koşan gazetecilere, ‘makbul vatandaş’ olmayan herkese yapılan bunca baskının yarattığı üzüntü ve sıkıntılara rağmen, 1984 bende yılgınlık hissi değil, minik heyecanlar içeren bir direniş duygusu uyandırıyor.

Distopik anlatı dünyasının bu en ünlü yapıtını ilk kez ortaokuldayken okumuştum. O günden bu yana 1984 dendiğinde aklıma gelen şey Winston Smith’i yıldırmak için yapılan işkenceler -yani kitabın ikinci yarısı- değil, içinde yaşadığı korku iklimine rağmen Winston’ın evinde tele-ekranın (iktidarın gözü) göremeyeceği bir girinti ayarlayıp günlük tutması oldu hep -kitabın basıldığı 1948’in dünyasında bunun nasıl büyük bir cesaret ürünü, nasıl bir direniş kıvılcımı olduğunu düşünün!

Uğur Kutay’ın yazısı