Ufuk Tarhan: İçerik üretimin­de makinelerin üstünlüğü tartışılmaz hale geldi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.


Dijital çağın en sarsıcı kırılma anlarından biri sessiz sedasız yaşandı. İnternetteki makalelerin niteliği ve üretim biçimi değişti; otomatik sistemler insan yazısını nicelik ola­rak geçti! Bu dönüşüm yalnızca yayıncılık mo­dellerini bozmakla kalmıyor, bilgiye ulaşım, eği­tim, araştırma ve kamusal iletişim alanlarında da köklü sonuçlar doğuruyor.

Artık içerik üretimin­de makinelerin üstünlüğü tartışılmaz hale geldi. Bu değişimin arkasında üç temel dinamik bu­lunuyor: maliyet, hız ve ölçek.

Ancak bu verimlilik avantajı beraberinde ciddi riskler getiriyor:

Medyada otomatik içerik akışı, haberci­lik etiğini zorlayacak çünkü okurun bir haberi kimin yazdığını anlaması güçleşiyor; kaynakların güvenilirliğini değerlendirmek karmaşıklaşıyor. 

Akademide ve bilimsel üretimde de ben­zer bir ikilem var. Araştırma süreçlerinin hız­lanması olumlu olsa da orijinallik ve fikri sorum­luluk soruları ortaya çıkıyor. 

Bu kırılma aslında felaket değil, bir dönüşüm ve yeni geleceğe sıçrama fırsatı. Ya­pay zekânın insanın yerine değil, yanına konum­landırılması gerektiğine dair bir uyarı sinyali. İn­sanların yakın gelecekte daha çok eleştiri, sentez ve etik değerlendirme sorumluluğu alacağına da­ir bir işaret.

İçerik niceliği makinelerle artarken, niteliğin koruyucusu olma görevi insanlarda ka­lacak.

Bu denge kurulabildiği ölçüde dijital çağın yönünü insanlar belirlemeye devam edecek. İnsan 10-15 yıl daha yönlendirici güç olacak, olabilir. Yeter ki ona uygun yapısal önlemler alalım, paniğe ya da karamsarlığa kapılmadan zamanın ruhuna uygun adımlar atalım.

Ufuk Tarhan’ın yazısı