ABD’deki Lehigh Üniversitesi’nin Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı ve CIA’in eski Türkiye uzmanlarından Henri Barkey, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirdiği son makalesinde ‘anayasal kriz ve kutuplaşma‘ uyarısı yaptı.
Barkey, Al Monitor sitesinde yayımlanan ‘Erdoğan cumhurbaşkanlığını kazanırsa ne olacak?’ başlıklı makalesinde, önümüzdeki 12 ayın Erdoğan için kritik olduğunu ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün siyasete dönmesi halinde Başbakan’ın hesaplarının karışacağını yazdı.
Makalenin özeti şöyle:
Kutuplaşma artacak

* 10 Ağustos’taki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin çekişmeli geçmesi beklenmiyor. Fakat bu seçimler, yeni bir anayasal krizler ve artan kutuplaşma döneminin habercisi. Bunun sebebi, seçimleri kazanması beklenen Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Anayasa’nın yürütmenin merkezi olarak tartışmasız biçimde parlamento ve başbakanı yetkilendirmesine rağmen ülkeyi Çankaya’dan yönetmeye çalışacağının sinyalini şimdiden vermiş olması.
* Erdoğan’ın parlamentodan gücü kendisine nasıl transfer edeceği belirsizken, seçimlerin sonucu stratejisinde kilit rol oynayacak.
İkinci turda seçilmeyi tercih eder

* Erdoğan açısından asıl soru, kendisi için ilk turda yüzde 50’nin biraz üzerinde oy alarak seçilmenin mi yoksa ikinci turda yüzde 60 veya üzerinde oyla seçilmenin mi daha iyi olacağıyla ilgili. Cumhurbaşkanlığı sorasında yapmak istediği değişiklikler düşünüldüğünde, Erdoğan ikinci turda ezici bir zaferi tercih edebilir.
* Halk tarafından seçilmiş ilk cumhurbaşkanı için, oy oranları arasındaki böylesine büyük bir farkı sıradışı bir yetkilendirme olarak kullanmak daha kolay olacaktır.
Ülkenin gündemini ve yaptıklarını körü körüne öven medyayı kontrol etmesini sağlayan doğaçlama ve otoriter tarzıyla, ikinci turda elde edeceği ezici bir zaferi, cumhurbaşkanlığına katmak istediği yetkileri meşrulaştırmak için kullanabilir.
Gül dönerse ‘kriz’ çıkar

* Erdoğan cumhurbaşkanlığına seçildikten sonra, ilk 12 ay kendisi için kritik önem taşıyacaktır. Erdoğan’ın liderlikten istifa etmesinden bir süre sonra, AKP’nin kurultay düzenleyip partiye 2015 seçimlerinde liderlik edecek ismi belirlemesi gerekiyor.
O zamana kadar ülke, Erdoğan’ın kendi eliyle belirlediği bir başbakana sahip olacak. Bu kişi, Erdoğan’ın son 12 yılda edindiği deneyim ve güce kesinlikle sahip olmayacak. Dolayısıyla, Erdoğan’ın hükümet kararlarını belirleyeceğini, yöneteceğini ve bu kararlara sürekli karışacağını varsaymak gerçekdışı değil.
* Erdoğan’ın önümüzdeki 12 ay için stratejisi, başbakanlıktan cumnurbaşkanlığına olabildiğince yetki devri yapmak yönünde olacak. Alacağı oy oranı önemli, zira bu sayede parti, parlamento ve zayıf bir başbakan üzerinde söz sahibi olacak.
* Bu sürenin Erdoğan için kritik olmasının bir sebebi daha var: Kendisiyle giderek ayrı düşen cumhurbaşkanı Abdullah Gül, AKP’nin dizginlerini ele alıp 2015 seçimlerinde başbakanlığa aday olabilecek tek kişi. Gül, AKP’deki diğerlerinin aksine deneyimli bir siyasetçi ve partinin kurucularından biri.
Eğer aday olmaya karar verirse Erdoğan’ı cebinden çıkartabilir ve yeni cumhurbaşkanının yetkilerini azaltmak için Anayasa’yı kullanabilir. Erdoğan eski müttefikini partinin ve hükümetin dizginlerini ele almaktan alıkoyamazsa, anayasal kriz ihtimali ciddi ölçüde artacaktır.
Erdoğan şimdiden zemin hazırlıyor
* Karşısında Gül’ü, partinin çoğunluğunu ve Anayasa’yı bulacak olan Erdoğan’sa, halktan aldığı oyu ve yıllar boyu basın, sivil toplum kuruluşları, dini gruplar, iş dünyası ve cömertliğinden yararlanan iş adamlarıyla kapalı kapılar ardında yaptığı anlaşmalarla kurduğu ilişkiler ağını kullanacaktır.
* Gül siyasete yeniden girmeye karar verirse, o zaman Erdoğan bu süreyi Anayasa’yı resmen değiştirmek, Türkiye’yi muhtemelen Fransa’dakine benzeyen melez bir başkanlık sistemine dönüştürmek için kullanacaktır. Bunu yapıp yapamayacağıysa, şimdiden tespit etmesi çok erken olan bir dizi etkene bağlı.
* Erdoğan ise bu sırada rakiplerinin dengesini bozmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyor. Onun için hiçbir olay ya da kriz kullanılamayacak kadar küçük kalmıyor.
Sözgelimi son konuşmalarında, eski yakın müttefiki Fethullah Gülen’e karşı mücadelenin cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra genişletileceğini söyledi. Cumhurbaşkanlığının alanı içinde olmayan yetkileri kullanmak için zemin hazırladığı açık.
* Kısacası, Türkiye tek parti ve tek adam devletinden, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığında sadece bir tek adam devletine dönüşme ihtimaliyle karşı karşıya.