Soma’yı yaşadık. Ayrıca Başbakan’ın üç yıl önce nükleer enerjiyi “Riski olmayan hiçbir yatırım yoktur. Yani evinize tüpgaz da koymamak gerekir” diye savunduğunu düşünecek olursanız… Medya ve akademinin Türkiye’nin nükleer enerji projesine ne denli sorgulayıcı yaklaşması gerektiği açık. Herkes tetikte olmalı.
Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Türkiye… Ortadoğu’da bu ülkelerin hepsi nükleer enerji peşinde koşuyor. Ama hiçbirinde bunun için yeterli uzman yok. Uzman olsa bile Türkiye’nin diğer sorunu, kurulacak nükleer santrallerin
denetimi için gerekli yasal altyapısı yok. Türkiye nükleer enerjiye doğru ilerlerken, bu süreci denetleyecek kurumların oluşması açısından demokratikleşmesini de aynı oranda sürdürebiliyor mu? En önemli aktörler özgür basın ve sivil toplumun bu süreçteki eksikliği nasıl giderilecek?
Soma’dan sonra… Otoriterleşme eğiliminden sonra… Nükleerde de güvenmiyorum.