Cumhuriyet Halk Partisi’ne bir mahkeme kararıyla genel başkan atanması üzerine yeni parti tartışmaları hız kazandı. Yeni partinin adının ne olacağı konusunda da her gün bir öneri önümüze düşüyor.
Siyasi partilerin adı meselesi, hukuki bir konudur. İlk yasak, kapatılan partilerle ilgili. Kanun, her türlü kapatılan partilerden değil, Anayasa Mahkemesince (AYM) kapatılan partilerden bahsediyor. Buna göre şu anda faaliyetteki siyasi partilerden “Türkiye İşçi Partisi” (TİP), “Emek Partisi” (EMEP) ve “Yeniden Refah Partisi”nin (YRP) isimleri tartışmaya açık.
Kanun’da öngörülen yasaklardan bir diğeri “daha önce kurulmuş Türk devletlerine ait topluma mal olmuş bayrak, amblem ve flamalar” konusundaki yasak. Belli ki tarihsel bazı motiflerin siyasi ayrışmaya konu edilmemesi istenmiş.
Kanun’da diğer bir yasak özel olarak sayılan bazı ideolojik göndermelerin yasaklanmasıdır. Kanun’a göre komünist, anarşist, faşist, teokratik, nasyonal sosyalist, din, dil, ırk, mezhep ve bölge adlarıyla veya aynı anlama gelen adlarla parti kurmak mümkün değildir. Buna göre örneğin “Kürdistan Teali Partisi” veya “Teal-i İslam Partisi” gibi isimlerle partiler kurulamaz.
Kendi adıma, “Halk Partisi” veya “Yurtseverler Partisi” gibi, bir siyasal aidiyeti ifade eden isimleri kötü bulmuyorum. Fakat geleneksel adlandırmaların pek çok kişi için hiçbir heyecan uyandırmadığını ve klişe bulunduğunu da biliyorum. Bu nedenle geleneksel adlar ile içeriği belirsiz, yalnızca hissiyat üretmeye çalışan postmodern siyasal markalar arasında bir yerde duran seçenekler optimum sayılabilir.