Tolga Şirin: 'Alkolizmle mücadele' söylemi, 'içki içenlerle mücadele' söylemine dönüştü

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Aynı söylemi Recep Tayyip Erdoğan da yıllarca tekrarladı. Daha 1990’lı yıllarda Reha Muhtar’ın bir programında “Anayasa’nın 58’inci maddesi alkolü yasaklıyor” diyordu.

Yıllar sonra Fatih Altaylı’nın programında ise bu kez “Her içki içen alkoliktir” dedi, #Gezi günlerinden hatırlayanınız çoktur.

Oysa Anayasa’nın 58’inci maddesi şunu söyler:

“Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.”

Maddede yasaklanan alkol değildir.

“Alkol düşkünlüğü” yani alkolizmdir.

Maddenin gerekçesi de bunu açıkça ortaya koyar. Devlete yüklenen ödev, gençleri alkolizmden korumaktır.

Alkolizm ise bir hastalıktır.

Bugün yürürlükte bulunan uluslararası tıbbi sınıflandırmalarda da alkolizm belirli tanı ölçütleri bulunan bir sağlık sorunu olarak kabul edilir. Bir kişinin ara sıra ya da düzenli olarak alkollü içki tüketmesi tek başına onu alkolik yapmaz.

Dolayısıyla “Her içki içen alkoliktir” cümlesi bilimsel olarak da hukuken de doğru değildir.

Fakat bu, siyasal söylem açısından son derece işlevseldir.

Çünkü burada yapılan şey, bir davranışı patolojik hâliyle özdeşleştirmektir.

Nasıl ki her üzgün insan depresyonda değildir, her öfkeli insan psikopat değildir; her içki içen de alkolik değildir.

Fakat yıllar boyunca bu ikisi bilinçli biçimde eşitlendi.

Böylece “alkolizmle mücadele” söylemi yavaş yavaş “içki içenlerle mücadele” söylemine dönüştü.

Tolga Şirin’in yazısı