Pandemi döneminde hizmete açılan Yeşilköy Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesi’nde 4 Ağustos 2024 gecesi yaşanan “tavan çökme” olayını hatırlayacaksınız.
Atatürk Havalimanı’na inşa edilmesi nedeniyle eleştirilerin odağındaki hastanenin “yenidoğan yoğun bakım ünitesi”nde sabaha karşı 03.30 sıralarında gerçekleşen tavan çökmesi sonrasında ünitedeki tedavi gören bebekler, hastane personelince tahliye edilerek farklı servislere nakledildi.
Yaşanan olay sonrasında bebeklerden ikisi yaşamlarını yitirdi. Serviste erken doğum nedeniyle olaydan üç gün önce dünyaya gözlerini açan ve henüz adı bile konulmayan Şentürk bebek, kuvözde tedavisi devam ederken patlayan boru nedeniyle gerçekleştirilen taşınma sonrasında yeni serviste yaşam savaşını kaybetti.
Adli Tıp’ın söz konusu raporundaki “yenidoğan yoğun bakım ünitesinin borularının patlaması sonrası tavan çökmesi olayı ile bebeğin ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığı” değerlendirmesi, savcılığın verdiği takipsizlik kararının önünü açtı kanımca. Fakat buradaki “illiyet bağının dayanak tutulması” yöntemi, farklı bir tabloyu gündeme getirebilir.
Savcılık bu görüşü dayanak tutup; vahamete rağmen bebeklerin ölümünde etken olmadığı gerekçesiyle yaşanan olayla ilgili Rönesans Holding yönetimi veya çalışanlarının kusurlu olmadığına hükmetti anlaşılan.
Olaydan zarar gören ailelerin “davacıyız, şikayetçiyiz” talebi ve “Devletimizin konuya ilgili gerekli hassasiyeti göstererek gereken işlemi yapması” beklentisi de savcılıkça pek dikkate alınmamış görünüyor.