Ankara’nın tarihi, başkentlik kimliği ile çoğu zaman anıtsal yapılar ve resmi kurumlar üzerinden anlatılır. Ama bir o kadar da başkentin içerisinde yaşayanlarının gerçek hikâyesi küçük dükkânların içinde sessizce sürer gider. Kavaklıderem Derneği Başkanı Halil Yurtkuran’ın yazsan ne iyi olur dediği, 78 yıldır kesintisiz kuru temizleme işini sürdüren Missuri Kuru Temizleme’ye doğru bir bellek yolculuğuna çıktık. Kavaklıdere’de Tunalı Hilmi’nin hıncahınç dolu kaldırımlarının içinde 99 numarada bulunan Ganioğlu Pasajı’nın içerisine girdiğimizde, daracık koridorun sonunda, sessizce varlığını sürdüren Missuri Kuru Temizleme karşıladı bizi.
Missuri’nin hikâyesi aynı zamanda Kavaklıdere’nin dönüşüm hikâyesi. Bir zamanlar bu semtte insanlar yaşardı. Akşamları sinemalara gidilir, pastanelerde buluşulur, mahalle esnafı birbirini tanırdı. Flamingo Pastanesi, Milka Pastanesi, Lale Sineması, Akün Sineması, Kavaklıdere Sineması… Bunlar bir hayat tarzının unutulmaz mekânlarıydı. Sokaklarda gazeteciler, aydınlar, siyasetçiler, sanatçılar dolaşır, Kavaklıdere Milliyet, Hürriyet, Sabah, Tercüman gazete binalarıyla halka ulaştırılan haberlerin mutfağı olurdu.
Bugün o mekânların çoğu yok. Gazeteler plazalara taşınırken, mahallede her gün bir apartman yıkımı, bir ağacın sökümü, bir komşunun taşınması can yakıyor. Evler işyerlerine dönüştü. Missuri’de konuşurken Missuri yazan askılarla birlikte asılı kalan şey çamaşırlardan çok zamanın ağırlığı ile asılı kalma halidir. Bir zamanlar çırakların yetiştiği, ustaların meslek öğrettiği esnaf kültürü artık yok denecek kadar az. “Çırak bulamıyoruz, biz artık uzatmaları oynuyoruz.” diyor Orhan Usta. İşte bu cümle yitip gitmeye yüz tutmuş kadim mesleklerin ve ustaların ortak feryadı… Belki duyulur diye söylemekten asla vazgeçmiyorlar.