İsmail Ağa Nakşibendi Cemaati’ne dâhil iki hasım oluşum, umre için gittikleri Mekke’de birbirine girdi. Kafa-göz dağıldı, kemikler kırıldı, kan-revan içinde kalındı.
Mesele, çok büyük ihtimalle, “İsmail Ağa” denince akla gelen aslî figür, bu cemaatin kurucu şeyhi Mahmut Hoca (Ustaosmanoğlu) artık çok yaşlı ve ağır hasta olduğundan, vefatı sonrasında onun “miras”ına kimin konacağı!.. Çünkü ortada kimilerine göre üç-beş, kimilerine göre 10-15 aday var ve kıran kırana bir iktidar, tabii aynı zamanda da (özellikle Kuran kurslarıyla bağlantılı) “rant” savaşı söz konusu.
Yeni kitabım “Parti, Cemaat, Tarikat”tan (2017) bu bağlamda bir anekdot hemen:
“İsmail Ağa denilen yer, eskiden İstanbul’da Fatih-Çarşamba merkezli küçük bir oluşumdu. Şimdi onun bir ucu Kayabaşı’nda (Başakşehir tarafında en uç nokta) diğer ucu Gebze’de; bir ucu Şile’de, diğer ucu Yalova’da. Yani İsmail Ağa, sınırı nerede başlar, nerede biter belirsiz, o yüzden de o kadar kolay elle tutulur, gözle görülür bir oluşum değil. O yüzden tabii ki Mahmut Hoca’dan sonra ne olacağı da ürkütücü bir muamma. Ne 15’i, ben daha fazla aday çıkacağı kanısındayım şeyhlik iddiası için!..”