Ülke yangın yerine dönmüştür. “Kundakçılar” hâkim, savcı, gazeteci, akademisyen, rektör, ‘Kemal Kılıçdaroğlu’ kılığındadır. Evet, Kemal bey ülke demokrasisine elinde benzin bidonuyla dalmıştır.
Yine de Kemal Kılıçdaroğlu’na fazla takılmamak gerekiyor. Artık iyice belli oldu. Büyük resmin içindeki piyonlardan, aparatlardan biri yalnızca. Ülkede otokrasi tırmanıyor, düpedüz faşizme doğru gidiyor memleket.
Adaletin günbatımı çoktan gerçekleşti. Ana muhalefet partisinin merkez binasına yapılan vahşi saldırı demokratik bir ülkede yaşadığımıza dair kandırmacanın son cümlesi olmuştur. Türkiye’de bugün serbest seçimlerin olacağını beklemek hayaldir.
Senaryosu titizlikle yazılmış ve havuz medyası aracılığıyla her gün naklen yayınlanan bu oyunda sahne almaya direnmek, demokrasiyi savunan tüm kitle örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, halkın hakkıdır. Hukuk varmış, kanunlar herkese eşit uygulanıyormuş gibi davranmak saflıktır.
Artık demokratik mücadele zemini ülke sathıdır. Bulunduğumuz her yerde, sokaklarda, meydanlarda, işyerlerimizde, evlerimizde demokrasiyi savunmak; şiddete başvurmadan, provokasyonlara, tahriklere kanmadan anayasal haklarımızı kullanarak barışçı bir mücadele zemininde bunu sürekli hale getirmek zorundayız.