Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CB Kararı ile Bilgi Üniversitesi’ni kapatması, üç gün sonra ise “YÖK’ün yazısı üzerine” açması birçok bakımdan önemle üzerinde durulması gereken bir sorundur.
Evvela bir üniversitenin tek imzayla böylesine kolayca kapatılması…
Oysa üniversiteler ancak kanunla kurulabilen ciddiyet ve ehemmiyette akademik kuruluşlardır.
YÖK Başkanı Prof. Erol Özvar’a göre, kapatıldıktan sonra “sunulan raporlar ve güncel durum değerlendirmeleri doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımız…” öğrenci ve ailelerinin hassasiyetini gözeterek açma kararı verilmiş.
Peki, bu “raporlar ve güncel durum”un kapatma kararı verilmeden önce araştırılması gerekmez miydi?!
Bu da CB sisteminin nasıl çalıştığına dair örneklerden biridir.
Kabul edelim ki milletçe zihni hastalıklarımızdan biri, aşırı politizasyondur, “bizden” duygusunun bütün değerlere hükmetmesidir.
İnönü Üniversitesi’nde büyük bir akademik atılım başaran Rektör Prof. Cemil Çelik, “Üniversitelerin İdeolojik Kimliği Olur mu?” başlıklı yazısında muhafazakarların üniversiteye bakışını anlatırken şöyle yazmıştı:
“Önceki dönemlerin yaptığı yanlışlıkları, ideolojik saplantıları, ‘bu sefer sıra bizde’ diye tekrar etmenin bilim üretimine faydasının olamayacağını hepimiz yaşayarak göreceğiz.” (Karar, 15 Ağustos 2017)
Şehir Üniversitesi’ni kapatmak, Boğaziçi Üniversitesi’ni hırpalamak, tek bilimsel makalesi olmayan rektörler atamak, kişilere göre KHK ile YÖK Kanunu’nda geçici tadilat yapmak, tek imzayla üniversite kapatabilmek…