Taha Akyol: Lider-odaklı değil, ilke-odaklı düşünmenin yaygın olması lazım

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Uçum’a göre, “bölgedeki durum, savaş koşulları, Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci gibi son derece önemli sebeplerle” bugünkü konjonktürde seçime gidilemez…

Ama bir başkası da çıkıp, “asıl bu koşullarda millete gitmek gerekir” diyebilir, muhalefet diyor zaten.

Uçum’a göre, Cumhurbaşkanı’nın Meclis’i feshetmesiyle veya Meclis’in 360 vekilin oylarıyla seçimlerin öne alınması ancak “olağanüstü şartlarda ve istisnai durumlarda” söz konusu olabilir:

“2028’e kadar olağanüstü şartlar ve istisnai durumlar oluşmadığı sürece ‘erken seçim’ tartışması somut bir gündem olamaz…”

Türkiye’nin ihtiyacı nedir?

Karizmatik deyin, otokratik deyin, emsalsiz yetkilere sahip bir lidere mi? Yani CB sisteminin devamına mı?

Yoksa, Hukukun üstünlüğü, tarafsız ve bağımsız yargı, kamu görevlerinde liyakat, Merkez Bankası ve Düzenleme ve Denetleme kurumlarının bağımsızlığı, özerk üniversite, kurallı piyasa ekonomisi, fikir ve ifade hürriyeti mi?.. Elbette bu.

Aynı felsefi çizginin en büyük isimlerinden bilim felsefecisi Karl Popper, bu sorunu “ülkeyi kim yönetsin değil, ülke nasıl yönetilsin diye sormalıyız” diyerek ortaya koymuştu.

Bunun için toplumda lider-odaklı değil, ilke-odaklı düşünmenin yaygın olması lazım.

Taha Akyol’un yazısı