Taha Akyol: Enflasyonu patlatacak 'müjdeler' sandıklar dolusu oy getirmedi mi?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye, Dünya Mutluluk Endeksi’nde her yıl birkaç puan aşağı veya yukarı, mutsuz ülkeler arasında bulunuyor. 2025 endeksinde 94. sıradayız

Avrupa Komisyonu’nun Kasım 2025 tarihli ‘Türkiye İlerleme Raporu’nda şu satırlar yer alıyor:

“Önceki raporlarda tespit edilen önemli konularda gerileme yaşanmış ve önceki raporlarda belirtilen ciddi endişeler artmıştır…”

Yalan mı, ‘endişeler artmış’ değil mi? Türkiye’de insanları mutsuz kılan sorunlardan hangisinde iyileşme oldu? Gelir dağılımı?.. Vatandaşın hissettiği enflasyon?… Hukuk?… Adalet? Özgürlükler? Siyasette medeni ilişkiler?..

Öfkemizi yatıştırıp bizi sakinleştirecek, yüzlerimize tebessüm getirecek gelişmeler mi oldu? Siyaset öfke dilini mi bıraktı? Kutuplaştırmaktan mı vazgeçti?

Gallup’un Aralık 2025 araştırmasına göre:

“Türkiye, günlük hayatında öfke hissettiğini söyleyenlerin oranında tüm ülkeler arasında 6. sırada yer aldı.

Türkiye’de günlük hayatında öfke hissettiğini söyleyenlerin oranı %38 olarak küresel ortalamanın (yüzde 22) üzerinde çıktı.

Günlük hayatında öfke hissettiğini söyleyenlerin oranı en yüksek ülkeler sırasıyla Kuzey Kıbrıs, Lübnan, Afganistan, Irak, Sierra Leone, Türkiye, Ermenistan, İran, Filistin ve Ürdün var.”

Gallup iftira mı ediyor?!. Elbette hayır. Liderlerin en çok alkış alan, en öfkeli, ‘halkı kin ve düşmanlığa kışkırtan’ konuşmaları değil mi?

Aklı başında, sakin, sorunları ele alıp çözümleri hakkında konuşan bilgili ve olgun lider mi istiyoruz, ‘kodu mu oturtan’ lider mi?

Bu bir sarmal… Sorunlarımız ancak toplumsal sakinlik ortamında bilimsel zihniyetle ve verilere dayalı programlarla çözülebileceği halde, her birimiz öfkemize oy veriyoruz.

Mehmet Şimşek’in “Rasyonel zemine dönmekten başka çaremiz kalmadı” sözü, ne kadar savrulduğumuzun tescili değil miydi?

Peki, o savrulmalar bizlerin oylarıyla olmadı mı? Enflasyonu patlatacak ‘müjdeler’ sandıklar dolusu oy getirmedi mi?

Merkez Bankası’nın bağımsız olup olmaması, siyasetin popülizme ve enflasyona sürüklenmesini önlemede en önemli kurumdur. Peki, toplumda Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusunda bilgi ve şuur düzeyi nedir?

Taha Akyol’un yazısı