Olumsuz haber okumak arada sırada moral bozabiliyor, fakat internette sürekli negatif içeriklere maruz kalmak zihinsel sağlığı kötü etkiliyor.

‘Doomscrolling’ (felaket kaydırması), kişinin olumsuz ya da travmatik haberleri sürekli ve takıntılı biçimde tüketmesi anlamına geliyor.
Dünyada ne olup bittiğini kaçırmak kaygısıyla sürekli elimiz telefona gidiyor, kontrol etmek ihtiyacı duyuyoruz. Bilhassa sosyal medya platformlarında peş peşe gelen savaş, felaket ya da ekonomik kriz temalı içeriklere rastlıyoruz.
Tüm olumsuzlukların bu denli görünür olmasıysa, bir felaketin eşiğinde durduğumuzu hissettirebiliyor. Dahası, zihinsel sağlığımızı olumsuz etkiliyor.
Mental Health Foundation’ın haberine göre ‘doomscrolling’, çivisi çıkmış dünyaya karşı insani bir tepki. İnternetteki içerikler bazen daha bilgili, daha güvende ve kontrol sahibi hissetmemize yardımcı olsa da, doomscrolling zamanla kaygı, üzüntü ve bunalmışlık duygularını artırabiliyor.
Gelgelelim kötü haber akışında neden durmadan gezindiğimizi ve bunun psikolojimizi nasıl etkilediğini anlamak, zihinsel sağlığımızı iyileştirebilir.
Neden durmadan kaydırıyoruz?
Sosyal medya tam bir içerik bataklığı. Peş peşe gelen içerikleri basit bir hareketle kaydırarak saatlerce tüketebiliyoruz. Aslında baştaki niyetimiz gayet iyi ve insan doğası bakımından anlaşılır: Ne olup bittiğini anlamak ve hazırlıksız yakalanmamak için bilgi edinmek.
Nihayetinde beynimiz, olası tehditlere hazırlanabilmek için etraftaki tehditleri algılamaya meyilli. Hayatta kalma içgüdüsünün yanısıra kontrol sahibi hissetmek ve başkalarıyla bağlantı kurmak istiyoruz; yeter ki hiçbir şeyi kaçırmayalım.
Fakat iyi niyetle başlayan ‘doomscrolling’, birden alışkanlığa dönüşerek kaygı ve bunalmışlığa yol açabiliyor.
‘Doomscrolling’ zihni nasıl etkiliyor?
Sürekli olumsuz haber akışına maruz kalmak sıcak ve güvenli bir odadayken bile huzursuzluğa neden olabiliyor. Dolayısıyla suçluluk duygusu artıyor, odak sorunları başlıyor ve telefon bir türlü elimizden düşmüyor.
Üstelik ‘doomscrolling’ çoğu zaman bir kısır döngü yaratıyor. Çünkü kendimizi kötü ya da kaygılı hissettikçe, iyi hissetmek için yeniden ekrana sarılıp daha fazla içerik tüketiyoruz.
Bir başka deyişle, çareyi sorunun kendisinde arıyoruz. Ve bu kısır döngü giderek daha kötü hissetmemize neden oluyor.
Öte yandan bu durumun fiziksel sonuçları var.
Örneğin sürekli kötü haber akışına maruz kalmak baş ağrısı, mide bulantısı, boyun, omuz ağrıları ya da uyku sorunlarına yol açabiliyor. Çünkü doomscrolling vücudun hayatta kalmak için verdiği ‘don, kaç ya da savaş’ denilen savunma tepkisini tetikliyor.
Ayrıca telefona bakarken uzun süre aynı pozisyonda kalmak fiziksel etkileri artırabiliyor.