Yasadışı kamu gücü, kaynaklarının sınır tanımazlığında, seçim taktiklerinde U dönüşler de işe yaramayınca, son hafta Saray’ın sahaya inme ataklarında, tehdit, şantaj, yalan ve komplolarda patlama yaşandı. Her koşulda sonuna kadar savunma yapmakla yükümlü yandaş araştırma şirketleri, medya temsilcileri, günler, bazen saatler sonrası çıktıkları canlı yayınlarda tersine tezleri savunmak zorunda kalıyor, saçmalamadan polemik yapabilmeleri zorlaşırken, giderek daha çarpıcı çelişkilerle kendilerini aralarında tartışır konumlarda buluyorlar.
İstanbul Belediye Başkanlığı’nın İmamoğlu’na verilmeyeceği tehditlerinin gerekçelendirilmelerindeki trajikomik, çelişkili boyutların, hedef alınmış oy alınması istenen seçmenlerde de beklentilerin tersine sonuçlara, kafa karmaşasına yol açacağı itirafları da giderek daha sık yandaşlar ağızlarından seslendirilmiş oluyor.
Hal böyleyken seçime katılma sorumluluğu, herkesin ötesinde çaba, duyarlılık içinde görev yapma sorumluluğu kaçınılmaz değerde. Galiba en çok da, siyasal kimlikleriyle ortak değerlerde buluşamayacak azınlık seçmenlerin haklarının, güvenliklerinin, mağdur olmamalarının kollanmasının daha da çok anlam kazandığı koşullar içindeyiz. Çok fantezi bir örnekle, Cumhur İttifakı adına baskı altında tutulacak seçmenlerin, sandık başında kendi vicdanları ile baş başa kalabilmeleri, özgür olabilmelerinin sağlanması, en çok bunun değerinin bilincinde olanların sorumluluğunda.