Sheryl Sandberg ‘cam tavan’ı aşmış iş dünyası liderlerinden biri. İnternet çağının en başarılı firmalarından ikisinde, Google ve Facebook’ta üst düzey yöneticilik yaptı. Kadınların potansiyelini daha etkin kullanmanın hem kadınlara, hem çalıştıkları firmaya, hem de topluma sağlayacağı faydayı bizzat yaşayarak gören Sandberg, geçtiğimiz birkaç yıl içinde kadınlar ve iş dünyası konulu etkinliklere katıldı, konuşmalar yaptı.
Bu faaliyetin doruk noktası, internet üzerinde 2,5 milyona yakın izlenmeye ulaşan TED konuşması oldu.
Bu konuşmanın ana çerçevesini derinlemesine bir araştırmayla ve verilerle destekleyen, sayısız örnek ve anekdotlarla zenginleştirilmiş kitabı ‘Lean In’ ise geçtiğimiz mart ayında yayınlandı. Kitap hemen ABD’de çok satanlar listelerine girdi (Kitabın Türkçe’si ‘Sınırları Zorla’ adıyla Doğan Kitap’tan çıktı).
Sandberg kitabının hemen başında belirtiyor: Kadınlar iş dünyasında cinsiyet ayrımcılığının en incelmişinden en kabasına çeşitli dışsal engelleri olduğu kadar, özgüven eksikliği, beklentileri ve hedefleri düşük tutma türünden içsel engelleri aşmak için de çaba harcamak zorunda. Yani bir cam tavanın varlığı kadar bu cam tavanı kırıp alaşağı etme konusunda hırs ve kararlılık eksikliği de bir sorun.

Farkındalık yaratıyor
Saptamaları ve önerileri çarpıcı, hiç akla gelmeyecek türden değil, basit, çoğu kişiye tanıdık gelecek türden; ama tam da bu nedenden dolayı hedefi tam ortasından vuruyor. Farkındalık yaratıyor, “Bunları ben de yaşıyorum, bunları ben de yapabilirim” duygusu uyandırıyor. Muhtemelen kitabın yarattığı beklenmedik etkinin arkasında da bu özellik yatıyor.
Sandberg’in birinci gözlemi kadınların başarı ve yeteneklerini taşıma konusundaki gönülsüzlüğü. ‘İçinden geldiği gibi davranma’ çoğu kadın için kendini geri planda tutma, öne çıkmama, parmak kaldırmama, arka sıralara oturma ya da bir kenara ilişme anlamına geliyor. “Masaya oturun” diyor Sandberg, masada hakkı olan yere oturmak için bile, çoğu kadının bilinçli bir gayret göstermesi gerektiğini bilerek.
Bu durumun arka planında çok sayıda araştırmanın gösterdiği, yeni sosyal psikoloji deneylerinin de doğruladığı bir olgu var. Erkekler için iş hayatında başarı ve beğenilirlik el ele gidiyor. Kadınlar için ise tam tersi söz konusu. Aynı kariyere sahip, benzer işlere ve başarılara imza atmış bir erkek ve bir kadın, mesai arkadaşları ve çalışanları tarafından erkekler için olumlu, kadınlar için olumsuz farklı sıfatlarla değerlendiriliyor.
Parktaki oyun merdiveni
Sandberg’in kadınlara önerisi şu, “Önem verdiklerinizin düşündükleri önemlidir, herkesin hoşuna gitmeye çalışmayın.”
Sandberg iş yaşamında yükselmeyi dümdüz bir tahta merdivende basamak basamak yukarı çıkmaya değil, çocuk parklarındaki oyun merdivenlerindeki gibi sağa, sola geçerek farklı yollardan yukarı tırmanmaya benzetiyor. Risk almanın önemini, iş yaşamının başındaki gençlere yol göstericilik yapan deneyimli yöneticilerle ilişkileri tartışıyor. Kendi doğrularını aramak ve yüksek sesle ifade etmenin öneminden söz ediyor.
Bu bölümlerde, genel olarak söylenebilecek olanın ötesine geçip, kadınlık halinden yola çıkıyor, değerlendirme ve önerilerini bir kadın açısı içinde geliştiriyor.
Sonraki bölümler, iş yaşamı ve özel yaşam arasında denge kurmaya yönelik. Bu konuda hakiki bir sıkıntı yaşayan ve zorlu seçimler yapmak durumunda kalan esas olarak kadınlar olduğu için buralarda kadın açısı çok daha bariz.
Bir dost tavsiyesi
Sandberg’in gözlemlerinin başında şu var: Kadınlar, daha işin başında gelecekteki sıkıntıları düşünerek kendilerini geri çekiyor; gerçek bir sorun yaşamadan, bir seçim noktasına gelmeden çok önce hedeflerini küçültüyor.

Sandberg’in temel önerisi şu: “Karar almanın zamanı gelmeden önce işi bırakma. Eşini seçerken, nasıl bir karar alırsan al, gerçek bir eş olarak yanında olup sana destek olacak birini seç. Sadece kafalarda var olan mükemmel iş kadını, eş ve anne olma hayali ile kendini yargılama.”
İlham verici
Türkiye’de dışsal, kurumsal, toplumsal engeller elbette Sheryl Sandberg’in karşı karşıya olduğu dış engellerden çok daha ağır. Bu alanda verilmesi gereken zorlu bir mücadele var. Ama Sandberg’in tartıştığı sorunların ele alınmasının zamanı burada da geldi. Üniversite öğrencilerinin yarıya yakını kadın ve giriş sınavlarına bakılırsa erkeklerden daha başarılılar. Buna rağmen bundan 10 yıl sonra, bir bölümü iş yaşamından çekilmiş, diğer bölümü de muhtemelen erkek sınıf arkadaşlarından daha düşük ücretlerle ve onların astı olarak çalışıyor olacak. Toplum adına bir kayıp, kadınlar için kabul edilemez bir durum bu.
Düşünmek, tartışmak, harekete geçmek, gayret sarf etmek gerekiyor. Sheryl Sandberg’in ‘Sınırları Zorla’ adı kitabı düşünmek ve tartışmak bir çıkış noktası olduğu kadar harekete geçmek ve ‘cam tavan’ı kırmaya gayret etmek açısından da ilham verici.
Cemal Yardımcı‘nın Görüş dergisinin 78’nci sayısındaki yazısının özetidir.