Okuduğunuz bu yazıyı görev bilinciyle sorumlulukla vs. yazmıyorum. Sadece ve sadece sınıf arkadaşım için yazıyorum. Sınıf arkadaşım Furkan Karabay için.
Bir iki aydır kafamda dönüp duran ama bir türlü yazamadığım bir yazı bu. Yazmakta en güçlük çekilenlerden. Çünkü ortada ne suç ne suçlu var. Bir meslektaşım, sıra, okul arkadaşım var. Hapiste tutuluyor, neredeyse dört aydır, mahkemesi 2 Aralık’ta. Hakkında 15 yıla kadar hapis isteniyor.
Neden? Gazeteci olduğu için.
Dün haberini yazdım: ‘Gazeteci Furkan Karabay tek kişilik hücreye alındı.‘
Zaten hakkında birçok haber yaptım: ‘Tutukluğa yapılan itiraz reddedildi’, ’15 yıla kadar hapis istemi’, ‘Furkan Karabay tutuklandı’, ‘Furkan Karabay Silivri’den yazdı’...

Furkan sınıf arkadaşımdı. Türkiye’nin en iyi öğrencilerini alan Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde birlikte okuduk. İletişim (1) ve iletişim 2 amfisinde nam-ı diğer Çetin Emeç ve Abdi İpekçi dersliklerinde birlikte ders gördük. Hafızam beni yanıltmıyorsa çok çok iyi bir puanla fakülteye ilk sıralardan yerleşmişti. Hep gazeteci olmak istiyordu, oldu da.
Bir ‘doğum günü sürprizi’ olarak tutuklama
Dönüp dolaşıp aynı yerde meslekte buluştuk ama o okul sıralarında başladı çalışmaya. Ne istediğini bilen bir kişinin bütün azmi ve cesareti vardı onda, teklemedi de. Mesleğe girdiğim ilk yıllarda keşke okulda onun kadar cesur olup atılsaydım demişimdir kendime.
Sonra soruşturmalar, gözaltılar, Çağlayan ikinci evi gibi oldu Furkan’ın. Hem haberini yaptığı davalar hem kendi hakkında açılan soruşturmalar.

2023’te birinci tutuklama, 2024 Kasım’ında ikinci. Ve son olarak 15 Mayıs’ta üçüncü tutuklanışı. Doğum günüydü Furkan’ın, sanırım devlet ona bir doğum sürprizi yapmak istemişti. Pek sevimsiz bir sürpriz.
Bugün itibarıyla Furkan Karabay 146 gündür tutuklu.
Tutuklamaların dosyaların içeriği birçok haberde var. Furkan’ın dosyasında yazan suçlamalar inanın bütün tutuklu veya hakkında dava açılan gazetecilere de yöneltilen suçlamalar.
Furkan’ın suçu ne?
Furkan’ın suçu ne bilmiyorum aylardır. Neden hayatının beş ayı ondan çalındı bilmiyorum.
Dün okul arkadaşımın tek kişilik hücreye sevk edildiğini öğrendim. Bunun nedenini biliyorum sanırım.
Nasıl kuşu kafese koysan da unutmaz uçmayı gazeteciyi de kodese (eski tabirle) koysan yazmayı bırakmaz. Furkan küçük öykücükler yazıyordu içeriden, Silivri’den.
15 Mayıs’ta tutuklanır tutuklanmaz X hesabı kapatılmıştı. Sonra dostları ve ailesi onun için bir X hesabı daha açtı, o da kapatıldı. Sonra bir hesap daha. Kısa süre de yüzlerce kişi takip etti. Furkan hikayelerini yayınlıyordu bu hesaptan, hapishanede tanık olduklarını.
Hikayelerini elinden almak istiyorlar
Anlaşılan Furkan’ın hikayelerini de elinden almak istiyorlar. Ama bilmedikleri şu ki; bu bir ruh ve zihin işi. Ruh ne söküp alınır ne hapsedilir.

En başa dönecek olursak bizim okulda kimse gazeteci olmaz, etrafından geçmez diye bilinirdi, mezunların çalışmak için can attığı bir sektör değildi. Buna karşın fakülte de Galatasaray geleneğinden gelen gazeteciler yetiştirmek için açılmıştı: Tıpkı Mehmet Ali Birand, Abdi İpekçi, Çetin Emeç gibi.
Bizim dönemde biraz işler değişti. Biz kazara mı tutkuyla mı kör bir aşkla mı desem kendimizi burada bulduk. Kurumsal işlerde daha güvenli geleceğe tutunabilirdik. Ama seçmedik, bunu bir erdem bir fedakarlık olarak anlatmıyorum. Başka bir şey istemediğimizden, tek bir şeyi tutkuyla yapmak istediğimizden seçtik bu yolu.
Gazeteciye çektirdiği çileler ciltler dolduran, basın tarihi meşhur güzide ülkemizi bu kadar hesaba katmadık veya öyle olmamasını, belki de olması gerekeni umduk.
Geçen gün bir hocam “Siz Furkan’la aynı dönemdiniz değil mi” diye sordu. Evet dedim, biz aynı sınıftaydık.
Bir sınıf arkadaşımız “İnanamıyorum, üniversitedeki barmen, motorcu, metalci ve koyu Fenerbahçeli arkadaşım gazetecilikten hapiste.”
Furkan benim aynı sınıfı paylaşmaktan gurur duyduğum sınıf arkadaşım, meslektaşım.
15 yıla kadar hapisle yargılanıyor, duruşması 2 Aralık’ta.
Dün tek kişilik hücreye alındığına dair bir haber yaptım.
Yedi yıl önce deseler Furkan tutuklanacak ve böyle bir yazı yazacaksın, ona da inanmazdım.
Olan bitene de inanamıyorum.
Gazeteciliğine şahidiz filan demiyorum, gazetecinin gazeteci olduğuna kimseyi ikna etmek zorunda değiliz.
Furkan çok iyi bir adliye muhabiridir ancak haber için bulunması gereken koridorlara tutuklu yargılanmak için götürülüyor.
Ama bilmedikleri bir şey var ki hiçbir kanunda yazmaz: “Umut bir ağaçtır, gökleri sarar.”*
*Okura not: Dize Melih Cevdet Anday’a aittir.