13-14 Haziran’da İstanbul’da Cem Karaca Kültür Merkezi’nde çok değerli bir konferans gerçekleştirildi. “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü” (CDD) için geçmişle yüzleşme ve geleceği birlikte kurma olarak özetlenebilecek konferansın mesajları, konuşmaları, konuşmacıları, sunumları uzun ve kapsamlı değerlendirmeleri hak ediyor.
Ama Türkiye’de engelli hakları ve eşit yurttaşlık meselesi hâlâ insan hakları örgütlerinin, siyasi partilerin, akademinin, medyanın, üniversitelerin ve baroların ana gündemi değil. Geleneksel tıbbi yaklaşımı esas alan, sağlamcılığı ve oto-sağlamcılığı yeniden üreten mevcut yaklaşımın bu kadar insanı yok sayan anlayışı, eşitsizliğin asıl sebebidir.
Bu nedenle Türkiye’de sol, sosyalist, demokrat ve hatta Kürt Özgürlük Hareketi olarak ifade edilen bağlamda da, insan hakları mücadelesi olarak ifade edilen mücadele içerisinde şu iddiayı artık açık yüreklilikle tartışma zamanı gelmiştir ve bu sorulara yanıt verilmeli:
Engelliler için eşit yurttaşlık mücadelesi bir demokrasi ve insan hakları sorunu değil midir?
10 milyon engelli ve ailesinin hariç tutulduğu eşitsiz yurttaşlık imkânları için mücadele vermek, insan hakları örgütlerinin, demokratların ve sosyalistlerin gündeminde ne zaman ana akım bir sorun olarak ele alınacaktır?
Anti-sağlamcı bir perspektifle yukarıdaki sorulara CDD kapsamında güçlü yanıtlar verilebilirdi. Çünkü engellilik meselesi ile Kürt meselesinin onlarca başlıkta kesişimsel durumları olduğu da bilinmelidir.