Şeref Oğuz: Toplantı merakımız bir tür sosyal fetişizme dönüşmeye başladı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Şu bizim toplantı merakımız, bir tür sosyal fetişizme dönüşmeye başladı… Ancak binlerce insan/saat zaman, yüzbinlerce lira ve emek harcanarak yaptığımız toplantıların verimini sorgulamıyor, “sahi biz burada neden toplandık?” sorgusu yapmadığımızdan zamanı da, insanı da, mekânı da ziyan ediyoruz.

Yaklaşık 3 bin 500 kişinin katıldığı toplantı sonrası şöyle bir düşündüm; 3,500 kişi, ortalama 20 yıldan, toplamda 70 bin yıllık tecrübeyi aynı çatı altında toplamışız. Peki, ne yapmışız? Protokoldekiler, çeneleri getirdiler ve konuşmalar bitince kulaklarını beraberinde götürdüler. Yazık ki ne yazık…

Fakat toplantının “yüce amacını” gölgede bırakıp, beylik bir iki lafı manşetlere çakıp, salonun en az %20’sini de yanlarına alıp gidiverdiler. Biz bize kaldık; (arada nitelikli birkaç sunum, konuşmayı ve konuşmacılarını özenle ayrı tutarak) her sunum sonrası daha da azalan salonda, değer üretmeyen anlatımlar, yeni olmayan beylik klişeler, lafı bir şekilde yapay zekaya bağlayıp ana temayı geçiştirmeler, anlatıcısı buysa soru soranı da olmayanlar…

Toplantı fetişizmi sadece bize has bir şey değil. Ama bizim abarttığımız kesin… Wall Street Journal’da yayınlanan bir rapora göre tecrübeli ve tecrübeli olmayan yöneticilerin toplantı yaparak geçirdikleri zaman normal çalışma saatlerinin yarısıymış.

İnsanlar çözüme ulaşmak için toplanıyorlar, iletişim kuramadıkları için tekrar toplanıyorlar, çözüm üretemedikleri için bu sefer “nerede hata yaptık?” bahanesiyle tekrar toplanıyorlar. Çözüme varmak için gerekçelendirilen toplantılardan bir netice çıkmadığı göz önüne alınırsa, kaytarılıyor demektir.

Şeref Oğuz’un yazısı