Dâhiliğin tanımlarından biri de insanın “dehşetli zamanlardan anlam çıkarma” yeteneği ise, artık “bir şeyleri değiştirmeden her şeyin değişeceğini umma” enayiliğinden vazgeçmenin zamanı gelmedi mi dersiniz?
Seçimin üzerinden 100 gün geçti. Görünürde güya 3-4 yıl seçim yok. Popülist politika ihtiyacı da yok, seçim ekonomisi uygulama zorunluluğu… Buna rağmen ekonomi yönetiminin “enflasyonla savaşır gibi yapma” tavrı, kafa karıştırıyor. Ortada “acı” var fakat “ilaç” yok. Söylem var ama eylem yok.
Eylemsizlik; gerekçesi ne olursa olsun, hızla dönüşen dünyada en yüksek maliyet olabilir. Çoğu kez de geriye gitmenin en kestirme yolu olabiliyor. Ataleti tembelliği kendisi dışındaki sebeplere adresleyenlerin kaçırdığı şudur; şart gerçekleştiğinde, işini hızlandıramayabilirsin. Çektiğin el frenini boşaltırken gaz pedalın yeterince güçlü ivme sunmayabilir şirketine…
Kamuda bürokrasinin işleri aksatması hatta askıya almasını, kabul etmemekle birlikte, anlarım. Fakat özel sektörün yönetim kurullarında oluşan “bekle- gör” psikolojisi, kolaya kaçmak değil mi?
Oysa dünya, “karmaşada yol alma” kavramını hayata geçirdi bile. Bekleyerek başa çıkacağımızı sanmak, gaflet limanına demir atmaktır. Dehşet zor zamanlardan anlam çıkarmak geremez mi?