Şimdiden söyleyeyim, bu yeni Anayasa ile birlikte Türkiye hem sosyoloji hem de hukuk literatüründe bir devrim yaratacak. Yeni bir dönemin başlangıcını ilan edecek. Global dünyanın yeni koşulları, yeni ihtiyaçları, anayasaya bakışlarda da değişim yaşanmasını gerektiriyordu.
Birçok devlet buna girişemedi, kim bilir eski alışkanlıkları bırakmaktan korkmuş olabilirler.
Ama şimdi Türkiye çok cesur bir şey yapıyor ve dünyanın değişen koşullarının eskitmiş olduğu eski anayasa paradigmasını bir kenara bırakıyor ve örneği şimdiye kadar olmayan yepyeni bir paradigma getiriyor.
Bugüne kadar hâkim olan paradigmanın kuvvetler ayrılığı düşüncesine dayandığı söylenebilir.
Ancak koşullar değiştiği halde bu ilke anayasa hukukçuları ve sosyologlar tarafından tarihselliğinden koparıldı ve konjonktürel bir kavram olmaktan çıkarılıp her döneme uyabilecek gibi görüldü.
En güçlü başkanlık sistemi var olan ABD’de bile kuvvetler ayrılığı paradigması içinde kalındığından devlette etkin ve doğru kararlar alınamıyor. Hatta devlet bürokrasisi bazen bütçeler kalmadığı için tamamen durabiliyor bile.