Selin Nakıpoğlu: Siyasal İslam açısından en tahammül edilmez olan tam buydu; Üsküdar'ı bir kadına kaybetmek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

5 Ağustos’ta 26’ya 16 olan CHP üstünlüğü, yalnızca 34 gün sonra yapılan seçimde 23’e 19 siyasal iktidar lehine döndü. AKP sandıkta kaybettiği Üsküdar’ı masada aldı.

Peki bütün bunların sonunda halk sandıkta bir belediye başkanını ve bir siyasal çoğunluğu seçtiyse, seçimin üzerinden henüz iki yıl bile geçmeden ortaya çıkan bambaşka yönetim tablosu kimin iradesini temsil etmektedir? Yanıt net: Bu tablo halkın iradesini değil, halkın iradesine rağmen siyasal iktidar eliyle değiştirilmiş bir belediye yönetimini temsil etmektedir.

Üsküdar meselesini daha da önemli yapan, Sinem Dedetaş’ın AKP’ye geçip geçmeyeceği sorusuna verdiği yanıttır: “Bir tane onurumuz var, onu kaybedemeyiz.”

Bazen kısa bir yanıtla nerede durduğunuzu ilan edersiniz. Bu yanıt da onlardan biri. Siyasal İslamın yıllardır kadınlara biçtiği role itiraz eden bir kadın, siyasal iktidarın kendisine ait saymaya alıştığı bir yerde halkın oyuyla belediye başkanı oldu. Ardından o kadın görevden uzaklaştırıldı ve halkın sandıkta oluşturduğu çoğunluk kısa süre içerisinde tersine döndü. Bir tarafta sandıkta verilmiş oylar, diğer tarafta sandıktan sonra işletilen siyasal ve hukuki süreçler vardır. Bir tarafta halkın iradesi, diğer tarafta iktidarın kaybetmeye tahammülsüzlüğü. Ve bütün bu hikâyenin merkezinde bir kadın duruyor.

Belki de siyasal İslam açısından en tahammül edilmez olan tam olarak buydu: Üsküdar’ı bir kadına kaybetmek.

Selin Nakıpoğlu’nun yazısı