Kadınlar, on yıllardır kendi seçtikleri soyadını kullanmak ve çocuklarına da kendi soyadını verebilmek için mücadele etmekte. Bu uzun erimli mücadele, 30 sene boyunca sayısını hatırlamadığım kadar AYM, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla da kesinleşmiş durumda.
Ve son olarak AYM, Anayasa’nın 10. ve 41. maddelerine açıkça aykırı olan evli kadına kocasının soyadını kullanma zorunluluğu getiren maddeyi iptal etti.
Soyadı dayatmasının gerekçesi de, kadının kendi soyadını kullanmasının Türk toplumunun temeli olan aile bütünlüğüne zarar verebileceği! Trajikomik ama gerekçemsi cümlenin olduğu bu teklifi Meclis’e getirdiler.
Ayrıca aile değil, kadınız biz! Kişiliğimizin bir parçası olan soyadımızı taşımak yalnızca bir yükümlülük değil aynı zamanda Anayasa’nın 20. Maddesi kapsamında temel hakkımızdır. Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Kimliğimiz yok sayılmaya çalışılıyor.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği bir kanun hükmü aynen geri getirilerek yani bir iptal kararına uyulmayarak meydan okunuyor. Bu açıkça kadın düşmanlığıdır.
Teklif metninde açık bir şekilde, “kadınlar ve çocuklar hiç şüphe yok ki erkeğe aittir’ deniyor. Zira teklif metnindeki, “Anne babanın ayrı ayrı soyadı kullanmaları, çocuk üzerinde olumsuz etkiler doğurabilecektir” cümlesi dikkat çekici.
Ardında 30 senelik savaşım olan kazanılmış haklarımıza meydan okuyan bu saldırıya karşı sokakta ve her yerde mücadele zamanıdır. O zaman hodri meydan!