Geçen salı günü Cumhuriyet gazetesi ve Cumhuriyet Vakfı yöneticileri hakkında hazırlanan iddianameye süratle göz gezdirirken tuhafıma giden pek çok noktadan biri, gazeteci Kadri Gürsel ile FETÖ/PDY örgütü arasında yoğun bir iletişim trafiğine dikkat çekilmesiydi.
Kadri Gürsel’i tanımasam bu iddiayı belki bir ölçüye kadar ciddiye alabilirdim. Milliyet gazetesinde 2005-2009 yılları arasında beş yıla yakın bir süre kendisiyle çok yakın mesai yaptım, sonrasında da hukukumuz aynen devam etti. İnsan olarak tanımaktan, birlikte çalışmaktan kıvanç duyduğum bu arkadaşımın dünya görüşünü, hayata bakışını çok iyi bildiğimi iddia edebilirim. Gülen cemaatine olan kategorik olumsuz bakışını da çok iyi bildiğim biri o. Ayrıca, bazı liberal ve solcu gazeteci yazarların yaptığı gibi geçmişte cemaat ile flört etmedi, onlarla arasına kalın bir duvar çekti.
Meslektaşımızın şüphelendiği bir diğer husus, sosyal medyada 350 bin dolayındaki Twitter takipçileri arasında bulunabilecek ByLock kullanıcısı/FETÖ şüphelisi kişilerin kendisinin paylaşımlarını “retweet” etmiş olmalarını savcının bir “irtibat” gibi kabul etmiş olmasıdır.