Rapordaki temel sorunlardan biri alt tema olarak Madımak katliamına hafifletici nedenler bulma gibi bir çabayı yansıtmasıdır.
Özetle, metinde yer yer, kutsallara saygı gösterilseydi, Aziz Nesin Sivas’a gitmeseydi, Pir Sultan heykeli Sivas’a dikilmeseydi bu hadise hiç yaşanmazdı gibi bir bakışla karşılaşıyoruz.
Raporun düşündürücü bir diğer tarafı, son tahlilde bir teftiş kurulu olan DDK’nın neyin ahlaki olup neyin olmadığını tespit etmek konusunda kendisini yetkili görmüş olmasıdır.
Bundan Madımak’ta komplo arayan Sünni kolektif hafıza yaklaşımları da payını alıyor, olayı “Kerbela travması” ile açıklamaya çalışan Alevi kolektif yaklaşımları da… Bu çabaları ahlaki bir tutum olarak bulmuyor DDK.
… Ayrıca Anayasa’nın 108’inci maddesinde açıkça “Yargı organları, Devlet Denetleme Kurulu’nun görev alanı dışındadır” demesine karşılık, DDK, Sivas olaylarıyla ilgili yargılama sürecini mahkeme aşamasından Yargıtay’daki temyize kadar büyüteç altına yatırıyor ve bir dizi eleştiri getiriyor.
Gül’ün Köşk’teki son dönemine rastlayan bu raporda, kuşkusuz muhafazakâr Sünni kesimleri rahatsız edecek unsurlar, bakış açıları da var.
Ama genel dengesine bakıldığında, raporun, Madımak olayının özellikle köktendinci kesimler üzerinde yerleştirdiği olumsuzluğu kısmen törpüleyen bir işlev göreceğini söylemek mümkündür.