Şebnem Korur Fincancı: Çıplak arama cinsel şiddetin kurumsal bir biçimidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çıplak arama bir arama yöntemi değil, bir tahakküm aracıdır. Güvenlik gerekçesiyle meşrulaştırılmaya çalışılan bu uygulama, aslında hedefini çok açık seçer: Bedeni açık bırakmak, iradeyi kırmak, kişiyi aşağılamak.

Bu nedenle uluslararası insan hakları hukuku ve İstanbul Protokolü, beden bütünlüğünü, mahremiyeti ve onuru hedef alan, aşağılamayı ve irade kırmayı amaçlayan uygulamaları işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirir.

Kadınlar söz konusu olduğunda bu tanım daha da keskinleşir. Çıplak arama, kadın bedeni üzerinde tahakküm kurmayı, kişiyi sindirmeyi ve kamusal alandan geri çekmeyi amaçlayan cinsel şiddetin kurumsal bir biçimidir. Hedef aldığı şey yalnızca o an, o beden değil; o bedenin bir daha sokağa çıkma cesareti, bir daha ses yükseltme iradesidir.

Türkiye İnsan Hakları Vakfının (TİHV) bu yıl yayımladığı tedavi ve rehabilitasyon merkezleri raporu, bu değerlendirmeyi somut rakamlarla destekliyor.

2025 yılında hapishaneden tahliye olan ve TİHV’ye başvuran kişilerin neredeyse yarısı (yüzde 48) çıplak arama ve soyulmaya maruz kaldığını belirtiyor. Gözaltı başvurularında ise cinsel işkenceler (sözlü tacizden fiziksel saldırıya uzanan geniş bir yelpazede) toplamda başvuranların yarısında belgelenmiş. Bu rakamlar siyasi otoritenin durmadan iddia ettiği gibi münferit vakaları değil, sistematik bir uygulamayı gösteriyor.

Şebnem Korur Fincancı’nın yazısı