TUNCA ÖĞRETEN
Hürriyet’tin bugün manşetten duyurduğuna göre Türk Silahlı Kuvvetleri Sualtı Savunma Grup Komutanlığı’na (SAS) bağlı seçkin komando birliği Cizre’ye gönderildi.
Sokağa çıkma yasakları ve ablukaların başladığı ilk günden itibaren bölgeye sırasıyla Polis Özel Harekat, asker, Jandarma Özel Harekat eşliğinde tank ve ağır silah donanımlı zırhlı araçlar gönderilmişti. Hükümet kanadı ve TSK’dan ‘PKK’lı teröristlere kök söktürüldüğü’ ve ‘birkaç günde yüzlerce teröristin öldürüldüğü’ minvalinde açıklamalar yapılırken, SAS komandolarının bölgeye gönderilmesi, ‘Operasyonlar hükümetin ifade ettiği gibi gitmiyor mu’ sorusunu akıllara getirdi.

Devletin dozunu giderek artırdığı ve her geçen gün daha nitelikli birliklerin yardımına ihtiyaç duyduğu operasyonların iç yüzünü, Kürt sorunu ve PKK üzerine yaptığı analizlerle tanınan gazeteci-yazar Cevdet Aşkın’a sorduk.
‘İşler iyi gitmiyor’
Bugün Türkiye’de vatandaşın, ağırlık merkezini Sur ve Cizre’nin teşkil ettiği şiddetli çatışma dönemiyle ilgili yoğun bir dezenformasyon bombardımanına tabi tutulduğunu söyleyen Aşkın, “Kamunun gerçekleri bilme hakkının utanmazca ihlali anlamına gelen dezenformasyon, yani en basit tanımıyla yanlış bilgilendirme marifetiyle organize ve sistematik biçimde vatandaşların aldatılmasıdır söz konusu olan. Bir çatışma döneminde ne zaman dezenformasyon yoğunlaşırsa bilinmelidir ki işler o dezenformasyonun kaynağı açısından iyi gitmiyordur” diye konuştu. 
Yaklaşık bir ayı bulan sokağa çıkma yasakları ve eşlik eden çatışmalarda iktidar kanadının, başlardaki yüksek perdeden yaptığı açıklamalar doğrultusunda herhangi bir sonuca ulaşıldığına tanık olunmadığını savunan Aşkın, sözlerine şöyle devam etti: “Devlet açısından asıl tehlike de buradadır. Bir çatışmayı, sahip olduğunuz muazzam güçle kendi lehinize ve makul sürede sonuçlandıramazsanız, iki tehlikeyle karşı karşıya kalırsınız. Birincisi, devletin yaptırım gücü, baskı aygıtı olarak etkinliği efsanesi çöker. İkincisi, direniş güçlerinin başarısı yeni ve daha güçlü direnişlere ilham verir. Bence devlet o süreyi kaçırmış görünüyor ve dezenformasyonun yoğunlaşmasını da bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.”
‘ Çatışmalar daha da şiddetlenebilir’
Kobani’de IŞİD’e karşı yapılan direnişin sokak savaşlarına dönüştüğünü, bugün basına yansıyan Sur, Cizre ve Silopi görüntülerinin o günleri anımsattığını hatırlattığımız Aşkın’a, “Bölgede Kobani’dekine benzer bir savaş mı yaşanıyor” diye sorduk.

Aşkın şu yanıtı verdi: “Dört yıl önce ‘Ortadoğu’da hava döndü, rüzgâr Kürtlerden yana esiyor’ tespitini yapmıştım. O günden bu yana söz konusu coğrafyada yaşanan gelişmeler tersini göstermedi. Bence bugünkü çatışmanın daha geniş bir bağlamda, yani Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi çerçevesinde değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Kürt cephesini, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) üzerinden yarmaya çalışan Ankara, hem Suriye’nin kuzeyinde, hem de Türkiye’nin içinde tüm cephanesini kullanmaya kararlı görünüyor. Bu nedenle çatışmanın önümüzdeki günlerde daha da şiddetleneceğini öngörebiliriz. Çünkü sallantıda olan cumhuriyetin temel paradigmasıdır. Ne var ki tarihi haklı bir dava uğruna seferber olan kitlelerin yazdığını da unutmamak gerekiyor.”
Taraf gençleri hedef gösteriyor
Bugünkü Taraf gazetesinde Hüseyin Özay imzalı manşet haberde, ‘bölgedeki çatışmaları batıya yaymak isteyen PKK’nın, örgüte sempati duyan üniversite öğrencilerini kullanmak istediğinin belirlendiği’ savunuldu.
Aşkın’a şu soruyu yönelttik: “PKK’nın savaşı batıya taşıması hem pratik, hem de evvelki tecrübelere bağlı olarak mümkün müdür?”
Gazeteci-yazar, “PKK’nın geniş bir cephe oluşturma düşüncesi var. Bunun askeri ya da siyasi bir cephe olmasına göre değerlendirmek doğru olacaktır. Askeri açıdan yapılacak eylemler, Batı’da genel olarak Türkiye’yi zora sokacak türden olabilir. Ama bunun Türk milliyetçiliğini yükseltmesine ve halklar arasında maalesef çok zayıflayan köprünün de atılmasına yol açacağı açıktır. Siyasi olaraksa Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ekseninde bir genişleme ve etkinleşmeyi destekleyebilir” diye yanıt verdi.
Aşkın sözlerine şöyle devam etti: “Taraf’ın haberinde sözü edilen öğrenci kesimi zaten güvenlik sisteminin sürekli kontrolü altında olan kesimdir. Orada yeni bir şey yok yani. Ama asıl önemli olan öyle bir haberle o gençlerin hedef gösterilmesidir ki asıl üzücü olan yön budur.”