En radikal savunucu, en hızlı dönen kişi olabilir. En keskin ideallerin en ateşli savunucusu gibi görünenlerin, rüzgar döndüğünde çok kolay bir şekilde saf değiştirivermelerinin aslında şaşırılacak bir tarafı yoktur. Çünkü savundukları şey bir fikir değil, bir “sosyal kimlik”tir.
Bilişsel bilim perspektifinden bakarsak, bu insanlar “bilişsel tembellik” içindedirler. Kendi fikirlerini inşa etmenin ağır yükü altına girmek yerine, grubun hazır şablonlarını benimserler. Tutarlı bir dünya görüşüne sahip olmaktan ziyade, grubun o sırada alkışını alacak söylemi tekrarlamaya odaklanırlar. Sürü nereye giderse, meşruiyet ve fikir de oraya taşınır.
Toplumda kabul görmek için sürekli fikir değiştiren, basmakalıp olanı yüceltip uyum gösterdikleri için alkışlanan kimseler, ne kadar popüler olurlarsa olsunlar, özgün ve sistematik bir düşünce üretemezler. Ama akıl ve vicdan üstünlüğü ile öne çıkan çok az sayıda insan bunu başarabilir. Bu seçkin azınlığı diğerlerinden ayıran temel özellik, hakikati sosyal konfora tercih etmeleridir.
Tarih bu insanlara karşı nazik davranmamıştır. Yine de toplumlara istikamet tayin edenler, hep bu yalnızlar olmuştur.