Evet, bu iş çok çetin olabilir, ama vazgeçilmez. Türkiye kendi Kürtleriyle, demokratik bir düzenin gerekleriyle bağdaşan taleplerini karşılayan gerçek bir barış yapmadan, dışarıdaki Kürtlerin saygısını ve desteğini kazanmadan ne huzur ve istikrar bulabilir ne de bütünlüğünü güven altına alabilir.
Her zaman savunduğum gibi, Kürtlerle içte barış, dışta dostluk Türkiye için bir stratejik zorunluluk. Başka hiçbir şey göstermiyor ise Rusya’nın Ortadoğu’da Kürtlerin hamiliği rolüne soyunması tehlikesi yanında IŞİD ile mücadelenin gerekleri bunu göstermiyor mu?
Türkiye’de er geç ideolojik saplantıları bir kenara bırakıp bu zorunluluğu kavrayan bir yönetim işbaşına gelecek ya da, maalesef, bildiğimiz şekliyle Türkiye kalmayacak.
Yazının başlığında sorduğum soruya gelince: Bu defa iki tarafın da birbirine güven veren bir şekilde masaya oturmaya teşvik edilmeleri işini muhakkak ki sadece Türkiye’nin Batılı müttefikleri başarabilir.