Şahin Alpay: IŞİD'in çözümü Esad'ı devirmek değil

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Türkiye hem Beşar Esad rejimi, hem IŞİD, hem de PKK ile üç cephede birden mücadele edemez. Tehditlerin bir öncelik sıralamasının yapılması gerekir. Hükümetin “çözüm süreci” olarak andığı süreç, içeriden kaynaklanan, dolayısıyla en yaşamsal olan tehdidi, PKK tehdidinin sona erdirilmesi imkânını gündeme soktu. Müzakere yoluyla Kürtlerin meşru ve demokratik ortak taleplerinin karşılanması karşılığında PKK’nın Türkiye’ye ve Kürtlere karşı silah kullanmaya son vermesinin sağlanması, her zaman yazıp söylediğim gibi, Türkiye’nin güvenliğinin birinci gereği.

Kendi Kürtleriyle barışması yanında öteki Kürtlerle dostluk ilişkileri kurması, Türkiye’nin güvenliğinin vazgeçilmez şartı. Irak ve Suriye’de büyüyen kargaşa, yükselen IŞİD tehdidi bu gerçeği yeterince açıklıkla göstermedi mi? PKK ile barış ve Kürtlerle dostluk politikası, yurttaşlarımızın soydaşları Rojava Kürtleriyle dayanışma halinde olmayı ve kendilerini savunmalarına her yoldan yardımcı olmayı emrediyor.

Beşar Esad rejimi mi, IŞİD mi öncelikle tehdittir sorusuna gelince, bugünkü koşullarda ikincisinin öncelik kazandığı ortada. Esad rejiminin dayanıklılığı konusunda yapılan yanlış değerlendirmeler, Esad’ın devrilmesine Amerikalılar yanaşmayınca ona karşı savaşan radikal İslamcılara (en azından göz yumularak) verilen destek, Iraklı Ezidiler ve Kobanili Kürtlerin de eklenmesiyle başımıza 1,5 milyonu aşan sığınmacı sorununu açtı.

Bırakın Suriye’de (kurulabilirliği şüpheli) “güvenli bölge”yi, (bugün için uzak bir olasılık olarak görünen) Esad rejiminin çökmesinin de bu soruna kolay çözüm getireceği düşünülemez. Uzun süreli ve belki kısmen kalıcı olacak bu göçün hazmedilmesi, sığınmacıların entegre edilmesi sorunları üzerine kafa yormak zorundayız. Uluslararası toplumdan daha geniş çapta yardım istiyorsak, bu yardımların kullanılmasında “parayı verin gerisine karışmayın” tavrını terk edip şeffaflık sağlamalıyız.

Şahin Alpay’ın yazısı