Türkiye’nin önündeki acil sorununun “Kürdistan realitesini tanıma” olduğunu ileri sürüyorum.
Eğer Ankara Kürt sorununa bölgesel ölçekte bakar ve kendi çözüm sürecini bu perspektifte yeniden gözden geçirirse (IŞ)İD ile birlikte bölgedeki dengelerin altüst olmasından zarar görmez, hatta kârlı da çıkabilir.
Ancak bu hükümetin yalnız başına yapabileceği bir şey değil. Kürt siyasi hareketinin de olaylara “kazan-kazan” açısından bakması ve adımlarını Ankara ile koordineli bir şekilde atması gerekiyor.
Somutlaştıracak olursak: İstedikleri kadar çatışmaya girmesinler, PKK’nın, Türkiye topraklarında silahlı militanlarını bulundurmayı sürdürdüğü müddetçe, Suriye ve Irak’ta (IŞ)İD’e (veya bir başka güce) karşı savaşında Ankara’nın desteğini umması gerçekçi olmayacaktır.
Buna bağlı olarak, başta ABD olmak üzere Türkiye’nin Batılı müttefiklerinin, çok isteseler bile PKK ile doğrudan işbirliğine girmeleri beklenemez.
Eğer PKK yarım kalanı tamamlayıp Türkiye’deki silahlı güçlerini Irak’a çekerse ve bundan böyle Türkiye’de hiçbir şekilde silaha başvurmayacağını beyan ederse birçok şeyin hızlı bir şekilde değişeceğine tanık olabiliriz, ki çözüm sürecinin bundan sonraki seyrinin bu yönde olacağına dair çok işaret var.