… Yakın zamandan bir örnek verecek olursak, medyada, Kobani nedeniyle yaşanan olayları (kimisi 6-7, kimisi 6-8 Ekim diyor, hatta 7-8 Ekim diyen bile var) Kürtlerin nasıl değerlendirdiği konusunda doğrudan kendilerine sorularak hazırlanmış herhangi bir haber/dosya bulmak mümkün değil. Fakat hükümet yetkililerinin neye dayandırdıkları belli olmayan “Kürtlerin yüzde 75’i rahatsız” türü açıklamalar her yerde karşınıza çıkıyor, köşelerin çoğunda da Kürtlerin sadece 6-7 Ekim olaylarından değil, Kürt siyasi hareketinin bir dizi uygulamasından zaten şikâyetçi oldukları yolunda yorumlar yapılıyor.
Buna İngilizce’de “wishful thinking” diyorlar. Yani olandan ziyade olması isteneni ifade etme. Kuşkusuz kimi durumlarda temennilerin de gerçekleştiği olmuştur ama Kürt sorunu gibi hayati bir sorunu, sırf sayıca daha kalabalık oldukları için Kürt olmayanların temennileri ve dolayısıyla kırmızı çizgileri içinde kalarak çözmek mümkün olmadı, olacağa da benzemiyor.
Eğer Kürt sorununu sahiden, kalıcı olarak çözmek istiyorsak medyada Kürt kimliğine sahip çıkan isimlere yer açmak, Kürtlere doğrudan kendilerini ifade etme imkân ve zeminini sağlamak şart. Ayrıca ana akım medyanın çokdilliliği gündemine almasının zamanı geldi de geçiyor bile.