Uzun zamandır IŞİD/İD’in El Kaide ile ilgi ve ilişkisi tartışılıyor.
Cuma hutbesinde siyah cübbesi ve siyah sarığıyla el Bağdadi, ne Usame bin Ladin, ne de onun yerini alan Eymen el Zavahiri’ye benziyor. Onlardan çok, Suriye’de sık sık çatıştıkları Lübnan Hizbullahı lideri Hasan Nasrallah’ı andırdığı yorumları yapılıyor (Yeminli bir Şiilik düşmanı için hiç de hoş bir benzetme olmadığı muhakkak).
El Kaide’nin en büyük açmazı taraftarlarına elle tutulur kazanımlar sunamamasıydı, İD ise onlara bir İslam devleti, hatta daha fazlasını hilafeti sunarak bir adım öne geçmiş görünüyor. Ama İD’in ve El Bağdadi’nin en büyük hülyalarının, Irak ve Suriye’deki bu devleti sağlama aldıktan sonra (belki de bu sürece paralel olarak) küresel cihadın liderliğini ele geçirmek olduğu aşikâr.
Dolayısıyla İD’i, ne El Kaide ne Taliban, hem El Kaide hem Taliban olarak görmek daha makul olabilir.
İD’in küresel anlamda İslamcı çevrelerde giderek artan popülaritesinden rahatsız olan El Kaide merkezinin, bunun önünü kesmek için, ne zamandır başvurmadığı türden ses getirici küresel eylemlere yönelmesi şaşırtıcı olmayacaktır.