Ruşen Çakır: İhsanoğlu'nun kampanyasında CHP'nin duracağı yer seçimin kaderini belirleyecek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

İhsanoğlu’nun kişiliği ve üslubu, en önemlisi söyledikleri de büyük ölçüde Turgut Özal’lı ANAP’ı çağrıştırıyordu ki kendisi de konuşmasında, özellikle soruları cevaplandırırken Özal’a sık sık ve hep olumlu referanslar verdi. Hatırlanacaktır, Özal hep 1970’lı yıllardaki dört eğilimi birleştirmiş olmaktan söz ederdi. Bu dört eğilim de merkez sağ (AP), milliyetçi sağ (MHP), muhafazakâr sağ (MSP) ve merkez soldu (CHP). Dünkü toplantıda da milliyetçi, muhafazakâr, liberal motif ve söylemler vardı ama görür görmez veya duyar duymaz aklımıza CHP’yi getirecek herhangi bir şeyle şahsen karşılaşmadım.

İhsanoğlu’nun gerek konuşmasında, gerekse sorulara verdiği cevaplarda AKP tabanını, hatta tavanını ürkütmemek, kızdırmamak için son derece özenli davranması, muhafazakâr seçmenden oy almaya yönelik stratejiyle son derece uyumluydu. Ama olayın bir de şu boyutu var: Erdoğan’dan nefret eden CHP’ye meyilli bir seçmenin “Tayyip Bey benim çok eski ve iyi bir dostumdur”, “Seçilirsem istikrarın devamı için AK Parti dahil tüm partilerle elele vereceğim”, “AK Parti’nin aleyhine değilim”, “Bugün bana oy verenler 2015 seçimlerinde pekala AK Parti’ye oy verebilir” diyen bir adaya oy vermesi garanti midir? Galiba bu seçimin kaderini büyük ölçüde, İhsanoğlu’nun kampanyasında CHP’nin fazla geri planda kalmasının ne getirip ne götüreceğinin belirleyecek, öyle anlaşılıyor.

Ruşen Çakır’ın yazısı