Her toplumsal ve siyasi hareketin belli bir aşamadan sonra ana ilke ve hedefleriyle ilişkilerinin gevşediğini, etkili bir hareket olarak var kalma (beka) ve gelişip büyümenin sıklıkla temel hedeflerin önüne geçtiğini de biliyoruz.
Cemaat dünyevi işlere o kadar bulaşmış durumda ki, istese de asli (uhrevi) hedeflerini ve sivil alandaki temel faaliyetlerini merkeze almayı başaramaz.
Galiba sorun şurada: Gülen hareketi, idealizmini rasyonalizm, realizm ve pragmatizmle çok iyi harmanlamayı becerdiği için başarılıydı. Bu başarı sayesinde hızla büyüdü, küresel bir harekete dönüştü. Buna bağlı olarak bu hareketin bekası, ideallerin yerini aldı. Aşırı güçlenmenin getirdiği ölçüsüz özgüven yüzünden akılcılık ve gerçekçi düşünme geri plana itildi.
Ve kaçınılmaz noktaya gelindi: Hareket tıkandı!
Gülen cemaati kendi gücünün kurbanı oluyor…