Ruşen Çakır: Erdoğan'ın 24 Nisan mesajı ve samimiyet sorunu

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dün bu mesaj (Erdoğan’ın 24 Nisan mesajı) yayınlanır yayınlanmaz sosyal medyada yoğun ve verimli bir tartışma yaşandı (Konvansiyonel medya bu tür hayati konularda maalesef özgür tartışma platformu olma özelliğini kaybedeli çok oldu). En çok Başbakan Erdoğan’ın bu metne ne derece sadık kalacağı, kalabileceği sorgulandı. Bu noktada onun “affedersiniz Ermeni, Rum…” gibi sözleri, Uludere/Roboski katliamı hakkında özür; Gezi direnişinde hayatını kaybetmiş gençlere rahmet, ailelerine başsağlığı dilememiş olması. Üstelik 15 yaşındaki Berkin Elvan’ı bir terörist gibi gösterip miting meydanında annesinin yuhalanmasına zemin hazırlamış olması gibi örnekler hatırlatıldı.

Bu hatırlatmalar son derece yerindedir. 100 yıllık bir insanlık dramıyla yüzleşme konusunda olumlu bir adım atmış olan Başbakan’ın kendi ülkesinde yeni dramların yaşanmaması konusunda da hassasiyet göstermesini beklemek herkesin hakkıdır. Bu bağlamda dünkü metindeki şu bölümü Başbakan Erdoğan’ın dikkatine sunmak iyi olabilir:

“Zamanın ruhu, anlaşmazlıklara rağmen konuşabilmeyi; karşıdakini dinleyerek anlamaya çalışmayı; uzlaşı yolları arayışlarını değerlendirmeyi; nefreti ayıplayıp saygı ve hoşgörüyü yüceltmeyi gerektirmektedir.”

Ruşen Çakır’ın yazısı