AKP iktidarının eğitim bakanlığına uygun gördüğü kişi ise (Prof. Dr. Yusuf Tekin), hem ümmetçiliği savunuyor, hem de tarikatları sivil toplum kuruluşu olarak görüyor! 23 Haziran 2026’da TBMM’ye verdiği resmi yanıtta, 10 yılda MESEM’lerde iş kazalarında 13 çocuğun yaşamını yitirdiğini açıklayan Y. Tekin; 3 Eylül 2026’da bir başka soru önergesi üzerine MESEM’lerde yalnızca 2025 ve 2026 yıllarında 37 çocuğun yaşamını yitirdiğini açıklıyor (Evrensel, 10 Eylül 2026)!
Bu açıklamasıyla bile, bakan ne dediğine güvenilecek (!) bir kişi olduğunu gösteriyor.
Bu arada Türkiye toplumunun, genelde Amerikalılara mesafeli olsa da, Cumhuriyet ile laiklik, bilimsellik ve insan hakları gibi değerlere sahip çıksa da, Amerikancı ve Osmanlı hayranı iktidarlara prim verdiğini söylemek pek yanlış olmuyor. Toplum, gericileşmenin ve piyasacılığın ülkeyi nerelere götüreceğinin ayrımına varmamış gibi davranıyor. Örneğin laiklik elden giderse ülkenin Afganistan’a dönüşeceğini ya görmüyor ya da umursamaz bir görüntü veriyor.
Bu ortamda okulların açılması, bireylerde de, toplumda da yeni bir umut yaratmıyor. Gerici ve piyasacı iktidarlar var oldukça, okulların yukarıda değinilen işlevleri üstlenmesi ve toplumun geleceğe umutla bakabilmesi mümkün görülmüyor.