Konu bir katılım bankası.
Başında eski bir banka yöneticisi var.
“Eski” derken lafın gelişi söylemiyorum.
Bu kişi, daha önce mobbingten hüküm giymiş bankadan atılmış ve sonra da bir katılım bankasında genel müdür koltuğuna oturmuştu.
Megalomanlığın kitabını yazan CEO
Bu yönetici, çalıştığı önceki bankada binlerce nitelikli KOBİ bankacısının hedef baskısı ve sistematik mobbing yoluyla ya işten atılmasına ya da istifaya zorlanmasına neden olmuş biri.
Şimdi görev yaptığı bankada üst yönetim sirkülasyonu tavan.
Gelen gidiyor, giden kaçıyor.
Daha önce çalıştığı bankada, hedefini tutturamayan bankacıları toplantı sahnesine çıkarıp dans ettiren, etkinliklerde insanları havuzlara atan bir zihniyetten söz ediyorum.
Bu artık yöneticilik değil.
Bu, psikolojik şiddetin şov halidir.
Yetmedi… Kendine marş yazdırdı
Adı: “Büyük Başkan Marşı”
Aynada kendine âşık olan, kendine marş yazdıran, mobbingi “başarı yöntemi” sanan ruh sağlığı sorunlu yöneticiler yüzünden.
Öyle bir ego düşünün ki; yılbaşında tüm personele LinkedIn üzerinden kendisini etiketleterek “Bankamızı en güzel anlatan içerik yazın” görevi veriliyor.
Ve herkes, genel müdüre methiyeler dizmek zorunda kalıyor.