Türkiye’nin yakın tarihinde bir zihniyet değişimi yaşandı. “Benim memurum işini bilir” anlayışı, yalnızca bir söz olarak kalmadı; bir toplumsal norm haline geldi. Ve bu anlayış, merhametli ve vicdanlı bir toplumun zeminine yerleştirilen en güçlü dinamitti.
Bugün geldiğimiz noktada, ahlaki ölçüler tersine dönmüş durumda. Yanlış olan meşrulaştırılıyor, doğru olan ise safdillik olarak görülüyor.
Daha ağır bir tabloyla karşı karşıyayız. Komşumuzda bir savaş var. İran toprakları bombalanıyor. Siviller ölüyor. Altyapı hedef alınıyor. Su ve gıda krizi derinleşiyor.
Böyle bir tabloda sorulması gereken soru şudur: “Nasıl yardım ederiz?”
Ama biz neyi tartışıyoruz? “Bu krizi nasıl fırsata çeviririz?”
İnsani koridor açmayı konuşmuyoruz. Gıda ve su yardımını tartışmıyoruz. Komşuluk hukukunu hatırlamıyoruz.
Çünkü artık refleksimiz değişti: Önce fırsat, sonra insan.