Sakin ve uzlaşmacı üslubuyla “Gandhi Kemal”, haramzedelerden hesap soran söylemiyle “Bay Kemal” olarak hayatımızda yer etti. “Kemal Dede” oldu, “Piroz Kemal” diye de anıldı. Ve şimdi “Osmanlı Kemal” olarak karşımıza çıktı.
Din tüccarlığından sonra dünyanın en eski hilebazlığı umut tacirliğidir. Satması kolaydır, çok talep görür. Hatta rolünüzü düzgün oynarsanız milyonların gözünde kahraman olursunuz.
Uzun soluklu Adalet Yürüyüşü ile milletin kalbinde taht kurdu. Yoksul mutfağında çektiği videolarla gönülleri fethetti. Kolaydı onun için; satmak için tıka basa dolu bir torbası vardı. Ne de olsa dünya tarihinde yoksula, garibana, umut ışığı olanların hikayelerini, sloganlarını, çağrılarını bir ömür satsanız kimse telif hakkı istemez.
Dedim ya, umut tüccarlığı kolaydır. Talibi çoktur, satması kolaydır.
13 seçimde önce muhalefetin umudu, sonra da hüsranı olmayı başardı. Arkasından siyaset sahnesine veda etmek zorunda kaldı. Ofisine taşındı. Tekrar sahneye çıkacağı günün hesaplarını yapmaya soyundu. Kılıçdaroğlu, hayatımıza yeniden “mutlak butlan” ile girdi. Önce mutlak butlanın ne demek olduğunu öğrendik, sonra onun yarattığı fırtınanın tam ortasında Kılıçdaroğlu yeniden karşımıza çıktı.
Başlangıçta dünya tarihinin en eski partilerinden CHP’ye çökmek istediğini düşünüyorduk. Yanılmışız. Keşke tek derdi koltuk olsaydı; operasyonun çerçevesi de CHP’yi ele geçirmekle sınırlı kalırdı. Ama hayır, Kılıçdaroğlu, “Osmanlı’nın mirasına sahip çıkmalıyız” diyerek çıtayı biraz daha yükseltti.
Görünen o ki arkası da geliyor. Meğer sahneye sadece CHP’yi sarayın arka bahçesine demirlemek için çıkmamış. Adeta AKP’den rol çalmak istiyor. Konuşmasını duyan ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın bile ağzı açık kalmıştır. İktidarın bile ürkek, titrek ifadelerle dillendirdiği, Barrack’ın açık açık tarif ettiği yeni Türkiye senaryosuna kapıları ardına kadar açtı. Üstelik tek bir konuşmada tüm bunların hepsini söylemeyi de başardı.
Ama bir gerçek daha var ki o da Kılıçdaroğlu ağzındaki baklayı henüz çıkarmadı. Parça parça ilerliyoruz. Önce partiye çöktü… Sonra “uzlaşmacı muhalefet” ile sınırlı bir oyun bekleyenleri ters köşe yaptı. Ardından yeni Osmanlıcılığa terfi etti.
Bu kadar kısa sürede öyle bir aşamaya geldi ki; hızını alamayıp “ayaklanma” demeye başladı. Çok yakında Özgür Özel hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” fezlekesi düzenlerlerse şaşırmamak lazım.