ERAY ÖZER
erayozer@gmail.com
Star TV’de bu sezon yayınlanmaya başlayan bir dizi var: ‘Reaksiyon.’ Dizi özetle, ‘bu coğrafyada’ daha etkin, daha bağımsız bir rol üstlenmek, Türkiye’yi etkili bir oyuncu haline getirmek için çabalayan istihbarat teşkilatı ile ona karşı harekete geçen devlet içindeki ve dışındaki unsurlar arasındaki mücadeleyi anlatıyor.
İçinde her şey var: MİT müsteşarını tutuklama girişimi, KCK’daki istihbarat elemanlarının açığa çıkarılması, paralel yapının emniyet örgütlenmesi, hatta Taksim’de öldürülen SAT komandosu…
Hepsi senaryonun bir parçası.
‘Reaksiyon’ ve son dönemdeki birkaç benzer yapımın Milli İstihbarat Teşkilatı’nın bir PR çalışması gibi durması ayrı bir yazı konusu.
Aktütün olmuş Tütüntepe
Asıl derdim, ‘Reaksiyon’un ikinci bölümünde yer alan bir ayrıntı: Aktütün saldırısı. Dizide bu saldırıya ‘Tütüntepe saldırısı’ ismi veriliyor.
Olay örgüsü bu saldırı merkezinde gelişiyor. Dizinin iddiasına göre saldırıyı, devletin içerisindeki bazı ‘derin’ güçlerden yardım alarak Mossad ajanları gerçekleştiriyor.
Dizide, eski Türkiye’nin derin devletini, yani CIA ve Mossad güdümündeki istihbarat şefini temsil eden ‘Dayı’ (Erdal Beşikçioğlu) ve ekibi işte bu yardımın açığa çıkmasından korktuğu için izleri silmeye çalışıyor.
Hassas mevzu
Aktütün hassas mevzu. 3 Ekim 2008’de gerçekleşen saldırıda 15 asker hayatını kaybetmiş, ikisi ağır 20 asker yaralanmıştı. 23 PKK’lının öldüğü açıklanmıştı.
Saldırıdan beş gün sonra Taraf Gazetesi manşetten, Genelkurmay’ın bu saldırıyı önceden bildiğini iddia eden bir haberi manşetine taşıdı. Birkaç gün sonra yine Taraf’ta bu kez insansız hava araçları görüntüleri eşliğinde saldırıyı gerçekleştiren grubun Genelkurmay tarafından önceden izlendiği haberi yer aldı.
‘Paşasının başbakanı’
Devamında Aktütün haberlerine yayın yasağı geldi. Dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, arkasına aldığı dört kuvvet komutanıyla birlikte yaptığı açıklamada Taraf’ı tehditvari bir üslupla uyardı: “Herkesi dikkatli olmaya, doğru yerde durmaya davet ediyorum.”
Akabinde devreye dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan girdi. Başbuğ’a destek çıkan Erdoğan, komutanın açıklamalarını sert bulanların önce kendilerine bakması gerektiğini söylüyordu: “Biz doğru yerdeyiz, gerisini yanlış yerde duranlar düşünsün.”
Taraf, bu sözleri üzerine Başbakan’ı oldukça öfkelendirdiği bilinen ‘Paşasının başbakanı’ manşetiyle çıktı.
Ve gelelim son kısıma. Bu kısım, Reaksiyon dizisinde yer alan iddia açısından oldukça önemli.
Can Dündar’ın yazdıkları
Saldırı ve sonrasındaki gelişmelerden yaklaşık bir ay sonra Can Dündar, Milliyet gazetesinde bir yazı yazdı.
Dündar, Erdoğan’ın çok yakınındaki bir isimle konuşmuş, bu isim söz konusu haberin Taraf Gazetesi’ne Genelkurmay’dan değil ABD ve İsrail gizli servisleri tarafından sızdırıldığına inandıklarını söylemişti. Üstelik ‘askerin sızıntının kaynağını bulmuş olabileceğini’ belirtmişti.
Dündar ayrıntısına girmekten kaçınsa da Erdoğan’ın bu sızdırmanın Ergenekon operasyonuyla ilişkisi olduğuna inandığını yazıyordu.
Ergenekon gözaltılarının intikamı
Yani ABD ve İsrail bağlantılı derin devlet, Ergenekon gözaltılarının intikamını bu şekilde almayı tercih etmişti.
Dündar’ın yazısı o dönem epey tepki çekti. Taraf, Dündar’ı Başbakan’a yakın o ismi açıklamaya çağırdı. Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, Erdoğan veya yakınındaki hiç kimsenin böyle bir açıklama yapmadığını söyledi. Dündar bu yalanlama sonrası hayali bir konuşmayı yazmış pozisyonuna düştü.
Ve işte bu gelişmelerden altı yıl sonra, mevcut iktidarın politikalarına ve MİT vizyonuna gayet uygun bir senaryoyla ilerleyen bir dizide Aktütün saldırısının İsrail ajanları tarafından gerçekleştirildiği iddiası yer aldı.
Üstelik ne tesadüf ki tıpkı Dündar’ın yazısında iddia edildiği gibi, saldırının altında Mossad dışında, Ergenekon sürecinde tasfiye edilen ve bunun intikamını almak isteyen derin devlet yer almaktaydı.
İnsan merak ediyor
MİT’in PR çalışması gibi duran ‘Reaksiyon’da yer alan bu ‘hayali’ senaryoyu, Dündar’a yıllar önce konuşan Başbakan yakınının sözleriyle birlikte okuyunca insan merak ediyor…
Yeni Türkiye’nin kurumları, Aktütün gibi ağır travma yaratan, barış ihtimalini zora sokan bir saldırının arkasında yabancı istihbarat servislerinin olduğuna mı inanıyor?
Eğer öyleyse haydi yabancı bağlantısı bir yanda dursun, saldırının iç bağlantılarıyla ilgili herhangi bir adım atılmamış olması normal mi?
Saldırının derin devletin intikam duygularıyla yapıldığı düşünülüyorsa, bu ihanetin ifşa edilmesi için ‘Reaksiyon’ dizisindeki kadar bile cesaret gösterilmedi mi?
Ve madem bu saldırı yabancı servisler güdümünde iç bağlantılarla gerçekleştiği öne sürülüyor, birilerinin saldırıdan haberdar olup kılını bile kıpırdatmadığını haber yapan ve bu nedenle ulusal medyanın tamamı tarafından ülkesine ihanet etmiş muamelesi yapılan Taraf gazetesi haksız mıydı?
Son olarak: Aktütün’de yaşananlara saldırı sonrası böyle bir kılıf giydirilmiş, orada gerçekleşen ihmalden olayın sorumluluğunu Ergenekon ve yabancı gizli servislere yükleyerek sıyrılmak istenmiş ve devamında da bu yeni senaryo basına ‘sızdırılmış’ olamaz mı?