Muhterem yetkililerin “Seçimlerde hile yapılması hukuken mümkün değil.” diye konuşmaları yüreğime su serpiyordu ama arayan bir arkadaşım: “O sözlere bir güldüm, bir güldüm…” diyerek keyfimi kaçırdı. “Neden?” diye sordum… “Aklıma eski seçimler geldi de ondan” dedi ve izah etti: “2017’de Yüksek Seçim Kurulu’nun yasaya aykırı bir şekilde ‘Bir buçuk milyon mühürsüz oyu geçerli kabul ederek” referandumun kaderini değiştirmesi, İstanbul seçimlerinde aynı zarftan çıkan 4 oydan 3’ünün geçerli kabul edilip, yalnızca birinin, İmamoğlu’na verilen oyların iptal edilişi aklıma geldi. Bir de ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ sözünü hatırlayınca gülmeden edemedim. Tabii zevkten değil… Acı acı güldüm!”
Karşımızda, kaybedince seçim iptal ettiren bir zihniyet var. Her türlü faul olabilir. Fakat, 191 bin seçim sandığına ve ıslak imzalı tutanaklara hâkim olduktan sonra kötü niyetlilerin yapabileceği fazla bir şey kalmıyor. O zaman atı alan Üsküdar’ı geçemez!