
ŞULE TÜRKER
@suleturker34
suleturker34
Ergenlerde pandemi sürecinde farklı sorunlar görmeye başladıklarını söyleyen Psikolog Şerife Budak Köse, “Özellikle 11-15 yaş arası kız çocuklarında cinsel kimlikle ilgili kaotik, karmaşık ya da cinsiyetsizlik durumlarıyla karşılaşıyorum. Kızlar -duygusal ilişki bağlamında- kızlarla olmak istiyor; ‘Ben kendi cinsimden hoşlanıyorum’ ya da ‘Ben lezbiyenim’ diyorlar” dedi.
Çocukların pandemide neredeyse tüm hayatlarını internet ve telefon üzerinden ilerletmek zorunda kaldıklarını hatırlatan Köse şöyle devam ediyor: “İnternet, sosyal medya dünyayı çok küçük yaptı, her yere ulaşabiliyorlar, dünyanın her tarafından arkadaş edinebiliyorlar, yani bu çocuklar dünya vatandaşı… Onların dünyaya bakış açılarında, arkadaşları ile ilişkilenmelerinde yeni normlar ortaya çıktı. Bizden farklı düşünüyorlar. Yeni düşünce yapısı, yeni eylemler, yeni davranışlar sergiliyorlar. Dünyaya bakış açıları, cinselliğe bakış açıları, kolay para kazanma istekleri… Bu yeni bir kültürel yapı aslında.”

Pandeminin ilk pik yaptığı zamanlarda yaşanan kaygının yerini son altı ayda depresyonun aldığını da belirten Şerife Budak Köse, “Mutsuzluk, yalnızlık, gelecek kaygısı, en büyük sıkıntılar. Gelecek kaygısından kaynaklı umutsuzluk, çaresizlik, belirsizlik, iş ve kazancı kaybetme korkusu depresyona yol açıyor” dedi.
Psikolog Şerife Budak Köse’yle pandeminin başından bugüne hem yetişkinlerin hem de ergen ve çocukların sorunlarındaki değişimler üzerine konuştuk. Buyursunlar:
Ekonomik zorluklar depresyona yol açtı
Pandeminin pik yaptığı, evlere kapandığımız, kısıtlamaların yaşandığı süreçte karşılaştığınız sorunlar ile son aylarda gelen danışan şikayetleri arasında farklılık var mı, sorunların önceliklerinde, sıralamalarında değişiklik oldu mu?
Pandeminin ilk pik yaptığı sıralarda en çok kaygı vardı, şimdi ise pandemi ile ilgili kaygı devam ederken depresyon öne çıkmaya başladı. Son altı ayda gelenlerde en çok depresyonla karşılaşıyoruz. Mutsuzluk, yalnızlık, gelecek kaygısı en büyük sıkıntılar.
Ekonomik zorluklar, zamlar, işsizlik de son altı ayda artan depresyonda etkili mi?
Çok, en büyük etken aslında bu. Gelecek kaygısından kaynaklı umutsuzluk, çaresizlik, belirsizlik, işle ilgili, kazançla ilgili kaybetme korkusu…
Bu süreçte sanal kumar oynayanların sayısının giderek arttığı ve daha da önemlisi bağımlılıkların geliştiği belirtiliyor. Size bu yönde şikayetlerle gelen danışanlar var mı?
Bu süreçte kripto paralara yönelik yatırımlar arttı. Oturduğun yerden para kazanma isteği ve pandemi kaynaklı evlere kapanma süreçleri insanları bu tip şeylere itti. Genelde evli çiftlerden gelen bağımlılığa yönelik -telefon, oyun, kumar bağımlılığı- şikayetler var.
Belki pandeminin o kapanma dönemindeki evde oturma, evde kalma, insanların vakti değerlendirmek için farklı şeylere kaymaları da neden olabilir. Bağımlılıkların temelinde duygusal ihtiyaçlar yatar. Etkenlerden biri de bu. Yani farklı dinamikler var, tek bir nedene bağlayamayız.
Dijital platformlarda ya da telefonlarda bir şey bakarken-izlerken önümüze gelen reklamlar gibi oyunlar/sanal kumarın karşımıza gelmesi, kolay ulaşılabilir olması da bağımlılığın gelişmesinde etken mi?
Tabii ki. Kolay para kazanma aslında, daha çok kazanca yönelik. Bu biraz sosyal uçurumların da etkisi, ortadirek denen orta alan kayboldu ya, iki uçlarda insanlar daha çabuk, kolay ulaşabilecekleri kazanç yollarını aramaya başladı. Sosyal medya da bunun en kolay ulaşılabilir yeri.
Çocuklar bile kolaylıkla bu sitelere erişebiliyor…
Yaş sınırı olmadığı için çocuklar bile buralardan kazanç yoluna gidiyorlar. Bu en çok çocukları etkileyen bir durum aslında.
Bu bağımlılıklardan kurtulmak için neler yapılabilir?
Madde bağımlılığı, alkol bağımlılığı, kumar bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı… Bunların hepsine genel olarak bağımlılık başlığı altında bakmak gerekiyor. Sonuçta hepsi bağımlılık ve hepsine yaklaşım biçimi, profesyonel bir destekle oluyor.
Çocuk ve ergenlerde durum nasıl? Ergenlerdeki geleceğe dair endişe kaynaklı kaygı bozukluğu, başaramama korkusu ve beğenilme kaygısı bu dönem daha fazla mı görülüyor?
Beğenilme kaygısı zaten ergenliğin en temel özelliklerinden biridir, bu daima böyle olmuştur, orada çok fazla ayırıcı ya da bariz bir fark yok. Başarıyla ilgili kaygılar, daha fazla kendi dünyasında olan, daha bireysel hedefleri olan çocuklarda görülüyor ve bu tek başına çocuklarla ilgili değil, ailelerin çocuklara yüklediği beklentileriyle ilgili. Ailelerin, anne babaların geleceğe yönelik, ülkenin durumuna yönelik kaygıları çocukları etkiliyor.
Ergen kızlarda cinsel kimlik kaosu
Bunların dışında farklı sorunlar gelmeye başladı, daha çok cinsel kimlikle ilgili. “Pandemiden sonra en çok neyle karşılaşıyorsun?” diye sorarsan, ben en çok cinsel kimlikle ilgili bir kaotik ya da bir karmaşa ya da cinsiyetsizlik durumlarıyla karşılaşıyorum.
Dijital yayınların daha fazla eve girmesi, daha ulaşılabilir olması ve buralardan izlenen dizi ve filmlerde işlenen cinsellik bu kafa karışıklığında etkili mi?
Evet etkili.
Cinsel kimlikle ilgili sorunlar daha çok ergen kızlar da mı erkekler de mi görülüyor?
Bu soruyu sadece veriye yönelik yanıtlayabilirim, bir iddia şu an için çok da anlamlı olmaz. Şöyle söyleyeyim, erkek çocukları biraz daha asosyal oldular, daha bireysel oldular, dijital oyunlara yöneldiler ve evde daha fazla zaman geçiriyorlar. Altını çizerek söylüyorum, bunlar benim kişisel gözlemlerim; kızlarla erkekler arasında belli noktalarda keskin ayrımlar oluşmaya başladı.
Nasıl bir ayrım?
Bu cinsel karmaşa daha çok ergenlik çağındaki kız çocuklarında yaşanıyor. Kızlar duygusal ilişki bağlamında daha çok kızlarla olmak istiyor. Diyor ki, ‘Ben kendi cinsimden hoşlanıyorum‘ ya da ‘Ben lezbiyenim‘…
Yurtdışında yaşayan arkadaşlarımın ergen kızlarında da bu tip durumlar sık görülmeye başlamış…
Ben kızlarda daha çok karşılaşıyorum, daha çok kız çocuklarında cinsellik konusunda bir karmaşa, kafa karışıklığı var. Tabii burada -K-pop gibi- güncel akımlar da etkili. Yine dijital, sosyal medyanın yaydığı bazı şeyler…
Yaş aralığı kaç?
Daha çok 11-15 yaş aralığı.
Ebeveynler panik halinde
Çocukların bu konuda kendilerini ifade ettikleri ebeveynler onlara nasıl yaklaşmalılar?
Ebeveynler dehşet ve panik halindeler. Önce tepki göstermeden anlamaya çalışmalılar, buradaki en temel şey tepki göstermek. Ailelerin ortak söylediği şey, ‘Tamam ben bunu anlayışla karşılarım ama bu ülkede bu nasıl olur’ kaygısı ve paniği. Sakin olmaları önemli. Bu gerçekten bir kafa karışıklığı mı, özenti mi, yoksa gerçekten böyle mi hissediyor, bunu anlamak gerekiyor. Ailelere söylediğimiz de bu. Ergenlik nedir; yaş grubundan etkilenmektir, farklı olmaktır, başkaldırıdır, kimlik arayışıdır. Direkt hemen panikle, tepkiyle yaklaşmamaları gerekiyor. Profesyonel bir destek eşliğinde bir süreç gerekiyor, gerçekten ne altta yatan şeyler bunu anlamak ve görmek için.
Genelde alta yatan unsur ne çıkıyor, neyle karşılaşıyorsunuz?
Çoğunlukla farklılık ya da bunun normal olduğu… Onlar için normal evet, çünkü onlar başka bir dünyadan geliyorlar! İnternet, sosyal medya dünyayı çok küçük yaptı, her yere ulaşabildiyorlar, dünyanın her tarafından arkadaş edinebiliyorlar, yani bu çocuklar dünya vatandaşı.
Orada illa ki farklı olmak var ama bu onların düşüncesi, böyle bir düşünce, böyle bir gerçeklik de geliyor. Biz bu gerçeklikle karşılaşacağız, bunu yaşayacağız, cinsiyet ayrımının belki olmadığı zamanlarla… Diğer taraftan etkilenme de çok.
Bu çocuklar pandemiyle birlikte bir tünele girdiler; online dersler, birden bire kontrolsüz internet kullanımı, her şey telefon ve internet üzerinden… Pandeminin yarattığı o tünelden çıkarken çok farklı normlar oluşmaya başladı. Özellikle ergenlik çağındaki çocuklarla ilgili. İş dünyasında da böyle olmadı mı? Evden çalışmaya geçtik, hala bir sürü meslek alanı evden çalışıyor. Bu çocukların dünyasında da onların o ergenlik yapısında da ya da dünyaya bakış açılarında, dünya ile ilişkilenmelerinde, arkadaşları ile ilişkilenmelerinde yeni normlar ortaya çıkardı.
Bu çocuklar bizden farklı düşünüyorlar, kuşak çatışmasının ötesinde bir şey olduğunu düşünüyorum bunun. Yeni düşünce yapısı, yeni eylem, yeni davranış, yeni bir şey geliyor, z kuşağı denen grup. Dünyaya bakış açıları, cinselliğe bakış açıları, kolay para kazanma istekleri… Mesleklere yüklenen anlamlar çok değişti. Birçok meslek anlamını yitirdi, tıp, mühendisliklerin çoğu anlamını yitirdi, çocuklar yeni yeni şeyler yaratıyorlar ve çok farklı düşünüyorlar. Bu yeni bir kültürel yapı aslında.
Ebeveynler tabii bunları anlamak ve sindirmekte zorlanacak sanırım… Bu noktada sizlere epey bir iş düşecek galiba…
Bizim de çok dikkatli, çok duyarlı davranmamız gerekiyor. Bizim için de yeni veriler bunlar, anlamaya çalışmak, kabul etmek, öğrenmek… Bize de yeni araştırma alanları çıkıyor.
Pandemi evliliklerdeki yalnızlığı fark etmeye yol açtı
Son birkaç yılda boşanma oranları tavan yaptı, erkek kadın rollerinin değişti, ilişkiler sanal ortama taşındı. Bu noktadan sonra eskiye dönüş olur mu yoksa ilişki yaşama biçimleri daha farklı mı olur?
2020 ve sonraki dönemin temel problemi yalnızlık. Ergenlerden farklı olarak 40 ya da 35’ten sonraki kuşağın en temel problemi bu, bence çağın sorunu.
İlişkilerde değişen şey; pandemiden önce daha çok kalabalıklarda götürülüyordu ilişkiler, rutinler vardı, görevler vardı, sorumluluklar vardı, pandemi ‘Dur’ deyince hayata, birden bire insanlar o yalnızlıkları ya da çatışmaları fark ettiler. Evliliklerde yalnız olduklarını fark ettiler, boşanmalar bu nedenle çok arttı.
Geriye dönüş olur mu, keşke olsa. Çünkü en temel şey duygusal yalnızlıklar. Bağlanma demeyelim ama belki sorumluluk alma…
Neden sorumluluk almaktan kaçıyoruz?
İnternet çağında yaşıyoruz, kaçış alanlarımız farklı, telefonlarımızı elimize alıp saatlerce hiç konuşmadan oturabiliyoruz, konuşmak, paylaşmak yerine telefonlarla vakit geçirebiliyoruz, bundan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. İletişim ve paylaşım kalmadı, muhtemelen böyle de gidecek.
Kimdir?

Ankara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümünden mezun oldu. Uzmanlığı, klinik psikoloji. 1989-2006 yılları arasında aralarında Bilişsel Davranışçı Terapi Yaklaşımı-Sınav kaygısıyla başa çıkma yöntemi, psikososyal müdahale eğitimi, iletişim becerileri, analitik psikoloji eğitimi, çocuklarda öfke saldırganlık ve başa çıkma yöntemleri, çoklu zeka ve bibliyoterapi, çözüm odaklı terapi tekniğinin de olduğu birçok eğitim, seminer ve uygulamalara katıldı.
Gölcük Depremi, Soma maden kazası, Ankara Gar patlaması gibi toplumsal afetlerde saha çalışmalarına katılıp, ilgili dernek ve kuruluşlarla birlikte mağdur aile ve çocuklara destek amaçlı çalışmalarda bulundu.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği, Dr. Abdülkadir Özbek Psikodrama Enstitüsü, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği, EMDR Türkiye Derneği, BDT Derneği üyesi. Sahibi olduğu 2d psikolojik danışmanlıkta çalışmalarını sürdürüyor.