AKP’nin 2007 yılındaki yeni anayasa çalışmalarında da görev alan Türkiye’nin önden gelen anayasa hukukçusu Prof. Ergun Özbudun, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın arzuladığı ‘Türk tipi başkanlık sistemi’nin denge ve denetim mekanizmalarından tümüyle yoksun olduğunu vurguladı.

Bir grup liberal akademisyen, gazeteci, sivil toplum aktivisti ve iş insanının ‘özgür ve müreffeh bir Türkiye‘ vizyonuyla kurduğu Özgürlük Araştırmaları Derneği’nin ‘Liberal Perspektif: Analiz’ serisinden çıkan ilk yayında başkanlık sistemi masaya yatırıldı.
Derneğin danışma kurulu üyesi Prof. Dr. Ergun Özbudun’un ‘Başkanlık Sistemi ve Türkiye‘ başlıklı raporunda Türkiye’de AKP hükümeti ve Erdoğan’ın arzuladığı başkanlık sisteminin ‘yarışmacı otoriter rejim‘ getireceğine dikkat çekildi.
Çağdaş demokrasiler arasında parlamenter rejimi terk edip başkanlık sistemine geçen veya bunun tersini yapan bir ülkeye rastlanmadığı belirtilen rapordo, “Gerçekten çok özel ve kendisine özgü şartları olan ABD dışında, başkanlık sisteminin uzun süreli ve istikrarlı bir demokrasiye vücut verdiği örnekler bulmak zordur” denildi.
Türkiye’de 1982 Anayasası’nın kurduğu hükümet sistemiyle, anayasanın yapılışında parlamenter rejim modelinden önemli ölçüde sapıldığını ifade eden Özbudun, cumhurbaşkanına bir parlamenter devlet başkanının sembolik yetkilerinin ötesine geçen hayli önemli anayasal yetkiler tanındığını vurguladı.
Gelinen nokta: Zayıflatılmış parlamentarizm
Bugünkü sisteme ‘zayıflatılmış parlamentarizm‘ adı verilebileceğini belirten şu tespiti yaptı: “AKP, 2007 seçim beyannamesinde klasik parlamenter rejim ilkelerine uygun bir yeni anayasa yapılmasını savunmuş ve bu yönde bir taslak hazırlatmış olduğu halde, 2013 yılında Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na bunun tamamen zıddı bir başkanlık sistemi önerisi sunmuş ve o zamandan beri parti sözcüleri ve gerek başbakanlığı gerek cumhurbaşkanlığı dönemlerinde Erdoğan, bu sistemi ısrarla savunmuşlardır.”
ABD’deki demokratik başkanlık sistemiyle hiçbir benzerliği yok
AKP önerisindeki başkanlık sisteminin, ABD’deki demokratik başkanlık sistemiyle hiçbir benzerliği olmadığına dikkat çeken Özbudun, “Başkanlık sisteminin temel prensibinin sert kuvvetler ayrılığı, yani sabit görev süresi için seçilen başkan ve yasama organının, bu süre içinde birbirlerinin hukukî varlığına son verememeleridir” vurgusunu yaptı.
Parlamentoyu by-pass etme yetkisi
AKP önerisinin Amerikan başkanlık sisteminden ayrıldığı başka bir önemli nokta da, başkana bazı durumlarda parlamentoyu by-pass ederek ülkeyi başkanlık kararnameleriyle yönetme imkânı vermesi olduğuna işaret eden Özbudun, AKP’nin önerisinin demokratik bir başkanlık sisteminde var olması zorunlu denge ve denetim mekanizmalarından tümüyle yoksun olduğunun altını çizdi.
‘Dikey hesapverirlik tek başına yetmez’
AKP’nin tasavvurundaki tek denetim mekanizmasının seçimler yoluyla halka karşı gerçekleşen ‘dikey hesapverirlik‘ olduğunu belirten Prof. Özbudun, “Oysa sadece dikey hesapverirliğin bir rejimi demokratik kılmakta yeterli olmadığında, böyle bir rejimin en iyi ihtimalle ‘eksik’ (defective) bir çoğunlukçu (majoritarian) demokrasi, daha büyük ihtimalle de bir ‘yarışmacı otoriter rejim’ (competitive authoritarianism) olacağında kuşku yoktur” yorumunu yaptı.