Ekonomi profesörü Selva Demiralp, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı enflasyon oranlarına duyulan şüphenin nedenlerini dört başlıkta anlattı.

TÜİK verilerine göre aralıkta aylık artış yüzde 1,18. Enflasyon, aralıkta yıllık yüzde 64,27 arttı. Düşüş baz etkisiyle oldu.
Üretici fiyatlarıysa yıllık yüzde 97,72 artarken, bir önceki aya göre yüzde 0,24 düştü.
TÜİK kasımda yıllık enflasyonu yüzde 84,39 (ekimde yüzde 85,51) olarak açıklamıştı. Geçen ay baz etkisi kendisini ilk defa hissettirmişti. Böylece baz etkisiyle aylık artışa rağmen 24 yılın zirvesinden dönülmüştü.
Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise aralıkta 12 aylık enflasyonu yüzde 137,55 olarak duyurmuştu.
TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranları her kesimde şüphe uyandırıyor.
BBC Türkçe yazarı ve Koç Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, bu şüphenin nedenlerini dört başlıkta anlattı.
1. Baz etkisi
Yıllık enflasyon, bir sene önceki istatistiklerle karşılaştırmayla belirleniyor. Buna baz etkisi deniyor. Örnek vermek gerekirse geçen yılki kur artışları sonucu aralıkta enflasyon aylık yüzde 13,6 olarak hesaplanmıştı. Bu da endeksi 13,6 puan artırmıştı. Bu sene aralıktaysa aylık enflasyon yüzde 1,18 geldi. Bu durumda geçen yılın aralık enflasyon oranı endeksten çıkıp yerine yüzde 1,18’lik oran girdi ve 12 aylık enflasyon ciddi oranda düştü.
İktidar uzun süredir enflasyona karşı önlem almayıp baz etkisinin devreye girmesini bekliyordu.
Prof. Demiralp, aralık enflasyonu yüzde 1,18 değil de son üç aydaki ortalamaya benzer şekilde yüzde 3 civarında gelseydi sene sonu enflasyonu yüzde 67’ye düşeceğini belirtti.
Demiralp, “İki üç puanlık sapmanın ne önemi var diyebilir miyiz” diye sorarak şu cevabı verdi: “Diyemeyiz. Her ay beklentide görülen bir iki puanlık sapmalar bir seneye yayıldığında birikimli bir mağduriyet yaratıyor. Ücretlere yapılan güncellemelerde resmi enflasyon rakamları baz alındığı için resmi rakamların beklentilerden sapması herkesi yakından ilgilendiriyor. Maaşlar artışları enflasyon kadar olmayınca alım gücü ciddi erozyona uğruyor.”
2. TÜFE ve ÜFE makası
Geçen sene içinde üretici fiyatlarıyla tüketici fiyatları arasındaki makas rekor seviyedeydi.
Demiralp’e göre aradaki fark üreticinin hissettiği ama tüketiciye yansıtmak için uygun zamanı beklediği maliyet artışlarını gösteriyor. Bu nedenle, talep zayıflasa bile enflasyonist baskılarda düşüş beklemek doğru değil.
Talebin tekrar toparlanmaya başladığı bir ortamda ÜFE’deki düşüş TÜFE’den daha keskin. Bu şekilde aradaki makas 20 puan azalıyor.
Demiralp’se, makasın daralmasını beklediğini ama bunun ÜFE’nin düşmesiyle değil, TÜFE’nin yükselmesiyle olacağını beklediğini kaydetti.
3. TÜFE ve İTO arasındaki fark
İstanbul Ticaret Odası (İTO) enflasyon verisi, sadece İstanbul’u kapsasa ve farklı bir sepeti incelese de TÜİK için öncü veri olarak kabul ediliyor. Uzun süre boyunca da iki veri, birbirleriyle bağlantılı ilerliyordu. Son dönemdeyse iki veri arasındaki fark giderek arttı. Örneğin İTO, üç haneli enflasyon açıklarken TÜİK bunun çok gerisinde kalıyordu.
Demiralp, bu konunun da enflasyon verilerinde şüphe uyandırdığını belirtiyor.
4. Dördüncü çeyrekteki talep toparlanması
Talebin yükselişe geçtiği dönemlerde enflasyonun düşme ihtimali azalır.
Faiz indirimleri, rezerv artışları ve ilave tedbirler dördüncü çeyrekte talebin yükselmesine neden olmuştu. Fiyatların ileride artacağı endişesi de talebi yükseltmişti.
Demiralp’e göre bu durum, beklentilerinin ötesinde düşen enflasyonun açıklanmasını zorlaştırıyor.