Siber haklar aktivisti ve bilişim hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz, sosyal medya şirketlerinin Türkiye’deki ilgili kanunlar karşısındaki halini yorumladı: “Yargının bağımsız ve adil yargılamanın olmadığı bir ortamda ‘Biz elimizden geleni yapıyoruz’ açıklamalarıyla ve ticari kaygılarla bu sisteme boyun eğecekler. Şimdilik sadece bu durumun farkında değiller veya kullanıcıları aptal yerine koyuyorlar.”

1 Ekim 2020’de yürürlüğe giren uygulamayla Facebook, Twitter, Instagram ve TikTok gibi yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcıları, Türkiye’de yetkili en az bir gerçek veya tüzel temsilci belirlemek ve verilerini Türkiye’de barındırmakla yükümlü kılınmıştı.
Şu ana kadar Twitter, Youtube, Facebook, Linkedin ve TikTok temsilci atayacağını duyurdu.
Twitter paylaşımında, bugüne kadar hep şirketlerin ‘eğer Türkiye’de yasal temsilci bulundurma zorunluluğunu yerine getirmezse ne olacağı’nın tartışıldığını aktaran Akdeniz, “Şimdi artık ‘Yasal temsilcileri kimler olacak’, ‘Yasal yükümlülükleri neler’ bunları değerlendirmek lazım” dedi.
Akdeniz şöyle devam etti: “Bu değerlendirme, sosyla medya platformları ‘yerli ve milli’ söylemine uygun hareket edip, gerçekten dize geldiler mi yoksa başlarına ne geleceğinin farkında olup olmadıklarını değerlendirmek açısından da önemli.
Öncelikle Ekim ayında Rus Vkontakte, Aralık ayında YouTube, arkasından Ocak ayında TikTok, DailyMotion, Linkedin, Facebook ve Instagram temsilci atama kararlarını bildirdiler. Sessizliği devam eden Twitter ve Pinterest’e Ocak ayında reklam yasağı cezası uygulandı. 19 Mart 2021 tarihinde ise Twitter sessizliğini bozdu ve Türkiye’de 5651 sayılı Kanun’a uygun şekilde temsilci atayacağını kamuoyuna duyurdu. Twitter dahil ve Vkontakte dışındaki tüm sosyal medya platformları gerçek değil tüzel kişilerle temsil edileceklerini açıkladılar.”
‘Bugüne kadar sadece Google şirket kurdu; Türkiye’ye gelmesi beklenmiyor’
Akdeniz, Temmuz 2020’de ortaya çıkan ve 5651 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4’te gerçek ve tüzel kişi ayrımı yapılmadığını sadece “Temsilcinin gerçek kişi olması hâlinde Türk vatandaşı olması zorunludur” dediğini aktardı.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanan ‘Sosyal Ağ Sağlayıcı Hakkında Usul ve Esaslar’da ise açıkça “Temsilci veya temsilciler, gerçek veya tüzel kişi olabilir” dendiğini aktaran hukuk profesörü şöyle devam etti:
“Bugüne kadar Türkiye Ticaret Sicili’nden sadece Google’ın 12.01.2021 tarihinde yeni bir limited şirket kurduğu, şirkete de müdür olarak ABD’de yaşayan Kenneth Hohee Yi adlı bir avukatın müdür olarak atandığı görülmektedir.
Bu yeni şirketin kesin olmamakla birlikte temsilcilik görevini üstleneceği düşünülüyor. Avukat Yi, zaten Google’ın ABD dışındaki onlarca şirketinin ya müdürü ya yöneticileri arasında yer alıyor. Türkiye’ye gelmesi açıkçası pek beklenmiyor.
Diğer taraftan, her ne kadar TikTok, DailyMotion, Linkedin, Facebook ve Instagram Ocak ayında temsilciliklerini oluşturacaklarını açıklamış olsalar dahi ticaret sicilinde kendi isimleri ile kurulmuş herhangi bir şirket gözükmemektedir. Bu yönde bir açıklama da henüz yok.”
‘Hiçbir platform gerekli mekanizmayı oluşturmadı’
Dolayısıyla bu sosyal medya platformlarının temsilciliklerinin henüz ortada olmadığını kaydeden Akdeniz, “Daha da önemlisi 5651 sayılı Kanun’un Ek Madde 4 hükmündeki yükümlülüklerini yerine getirmeye başlamadıkları görülmektedir” dedi ve şunları aktardı:
“Eğer sosyal medya platformları yükümlülüklerini yerine getiriyorlarsa da ne şekilde yerine getirdikleri kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Peki nedir bu yükümlülükler?
Platformlar ‘kişilik hakları’ ve ‘özel hayatın gizliliği’ ile ilgili içeriklere yönelik olarak kişiler tarafından yapılacak başvurulara, başvurudan itibaren en geç 48 saat içinde olumlu ya da olumsuz cevap vermekle yükümlüdür. Olumsuz cevaplar gerekçeli olarak verilir.
Temsilci bulunduracağını beyan eden hiçbir platform şu anda başvuru yapılmasıyla ilgili yükümlülüğünü yerine getirecek mekanizmayı oluşturmadı ve kamuoyu ile bu başvurular nasıl yapılacak duyurulmadı. Cezası 5 milyon TL. Henüz bu ceza uygulanmadı.”
‘Erişim engelleme ve içerik çıkartma uygulanmazsa para cezası verilecek’
Prof. Akdeniz, bir diğer yükümlülüğün ‘‘yer sağlayıcısı olarak’ kendilerine bildirilen erişim engelleme ve içerik çıkartma kararlarını uygulama’ olduğunu aktardı ve şu ifadeleri kullandı: “Uygulamazlar ise bir milyon TL idari para cezası ve 50 bin gün adli para cezası verilecek. Katlanarak cezalar artacak.
Özellikle Twitter, sıklıkla şeffaflık raporlarında, Türkiye’den verilen kararlara itiraz ettiklerini fakat neredeyse tüm itirazlarının reddedildiğini belirtiyor. Artık bu kesinleşen kararları uygulamazlar ise idari ve adli cezalar uygulanacak.
Kaldı ki platformlar hakimlik bildirimine rağmen içerikleri engellemez veya çıkartmazlar ise ‘doğan zararların tazmin edilmesinden sorumlu’ olacaklar. Haklarında hukuk mahkemelerinde yüzlerce tazminat davası açılma riski ile birlikte bu talepler yerine getirilecek.”
‘Eski tarihli kararlar uygulanacak mı?’
“Bir diğer konu ise sosyal medya platformlarının bu yükümlülükleri kapsamında eski tarihli kararları uygulayıp, uygulamayacakları. Özellikle Twitter bugüne kadar basın, gazeteci ve siyasetçilerin hesapları ile ilgili kararları uygulamadı. Artık bu kararlar uygulanacak mı?
Ayrıca Kanun’da ‘Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, Türkiye’deki kullanıcıların verilerini Türkiye’de barındırma yönünde gerekli tedbirleri alır’ denilmiş. Bunu Twitter ve diğerleri nasıl kabul ettiler?
Kullanıcıların verilerinin Türkiye’de tutulması konusunda ‘pazarlık’ yaptıkları söylentileri var. Hükümeti bu verileri Türkiye’de tutmamaya ikna etseler dahi, yetkililer bu verilerin tümünün paylaşılmasını talep edecek. Ticari kaygılar ağır basacak ve paylaşacaklar mı?”
‘Hiçbir şey değişmeyecek’ açıklamaları yaparlarken, aslında çok şey değişecek‘
“Son olarak bu uygulamalar ile ilgili altı ayda bir şeffaflık raporları yayınlamaları gerekecek. Yayınlamazlar ise cezası 10 Milyon TL olacak. İlk raporlarını Haziran 2021’de yayınlamaları gerekiyor. Bu raporlar durumu açığa kavuşturabilir.
Madem Türkiye’ye gelme kararı aldılar, o zaman Twitter, Facebook, YouTube ve diğerleri yasal yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda kalacak. Bir taraftan ‘hiçbir şey değişmeyecek’ açıklamaları yaparlarken, aslında çok şey değişecek.
Mevcut siyasi yapıda, muhalif hesaplar kapatılacak, içerikler kaldırılacak, ceza soruşturma ve kovuşturma sayıları artacak. Eğer buna önayak olurlarsa, sosyal medya platformları da Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin suç ortağı olacaklar.”