Sokağa sıkıyönetim getireceği eleştirilerinin hedefindeki İç Güvenlik Paketi’nin tartışıldığı günlerde Ankara’da yaşanan bir olay, polise tanınan yetkilerin ‘yaşam hakkı’ için nasıl ciddi bir tehdit oluşturabildiğini gözler önüne serdi.
Ankara’da, tansiyon hastası olduğunu söylemesine karşın tartışma yaşadığı trafik polisi tarafından kelepçelenen eski haber kameramanı Yılmaz Koçyılmaz, kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.
‘Tansiyon hastasıyım, kelepçe takmayın bana, ilaçlarımı almam lazım’

Bazı televizyon kanallarında haber kameramanı olarak çalıştıktan sonra ticarete atılan Yılmaz Koçyılmaz, dün akşam Ayaş’taki işyerinden evine gittiği sırada kar yağışı nedeniyle aracı polis durduruldu.
Olay sırasında Koçyılmaz’ın yanında bulunan iki çalışanı yaşananları şöyle anlattı: “Koçyılmaz, kullandığı araçla polislere Ankara’ya dönebileceğini söyledi ancak polisler izin vermedi. Bunun üzerine Koçyılmaz’la polisler arasında tartışma yaşandı. Tartışmanın büyümesi üzerine Koçyılmaz polis tarafından kelepçelendi. Koçyılmaz’ın, ‘Tansiyon hastasıyım, kelepçe takmayın bana, ilaçlarımı almam lazım’ sözlerine de polis itibar etmedi. Fenalaşması üzerine bir süre sonra kelepçeleri çıkarıldı. O esnada yoldan geçmekte olan ambulanstaki sağlık ekibi müdahale etti ancak hayatını kaybetti.”
‘Makul şüphe’ mi öldürdü?

Ölümüne ilişkin soruşturma başlatılan Yılmaz Koçyılmaz’ın cenazesi bugün kılınan cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi. Koçyılmaz ailesinin polisler hakkında suç duyurusunda bulunacağı öğrenildi.
Konuyu meclis gündemine taşıyan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın yanıtlaması istemiyle sunduğu önergede, “Koçyılmaz’ın öldürülmesi, görevli polisin ‘makul şüphe’ uygulamasından mı kaynaklanmaktadır? ‘İç güvenlik paketi’ dediğiniz yasa değişikliği henüz TBMM’de görüşülmemişken kolluk tarafından uygulanması yönünde yazılı, sözlü talimat mı verdiniz?” sorularını yöneltti.