AK Parti’nin siyaset kimliğini dayadığı ‘ecdad’ duvarı, tarihsel bir devamlılık ve bir kitlede tartışılamazlık yarattığı kadar bugün üretilen politikanın ruhuna da sızıyor elbette.
Her daim hazır iç ve dış düşman tehdidiyle kendini iri ve diri tutan zihniyet, özellikle 1 Mayıs’lar, Gezi eylemleri üzerinden bu algıyı mekânsallaştırıyor da.
Şehrin toplu ulaşımının durdurulması, çıkan her yolun kapatılması, köprülerin kaldırılması, yaklaşan herkesin biber gazına ve TOMA suyuna boğulması, hendekler kazılan, kızgın yağ dökülen 500 sene evvelinin ‘savunma’ taktiklerini çağrıştırıyor.
Fiziki anlamda yaratılan bu kıskacın bir tehlikesi de toplumsal haraketleri kaynağından koparmaya, ‘istilacılaştırmaya’ çalışan aklın, muhalefet hareketini tam da oraya sıkıştırması. 31 Mayıs öncesi hükümet algısında o nokta ‘Gezi’nin fethi’ gibi duruyor.